24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı!

78

Osmanlı’nın son yıllarına doğru batı ülkelerin kışkırtması ve desteği ile Anadolu’da ayaklanmaya kalkışan Ermeniler silahlanarak bir çok katliam yapmıştır.

Özellikle, Berlin Antlaşması’nın imzalanmasından sonra batılı devletlerin Osmanlı devleti üzerindeki baskı ve müdahaleleri ve Anadolu, Suriye ve Rumeli`de yaşayan Ermenilerin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, özellikle Doğu Anadolu ve Orta Anadolu’da (kendi tabirleri ile Kilikya) yer altında örgütlenerek ve silahlanarak isyana kalkışmışlardır.

İlk kışkırtmalar Rusya’dan gelmeye başlamış, İngiliz ve Fransızları kendi siyasi ve iktisadi çıkarları noktasında Ermenilerle daha çok ilgilenmeye sevk etmiştir.

Yapılan planlar doğrultusunda, Doğu Anadolu’daki İngiliz Konsolosluklarının sayısı hızla artmış, ayrıca bölgeye çok sayıda Protestan misyonerler gönderilmiştir.

Bu kışkırtmalar sonucunda Doğu Anadolu’da 1880’den itibaren çeşitli Ermeni komiteleri kurulmaya başlamış, ancak yerel düzeyde kalan bu komiteler, Osmanlı yönetiminden şikâyeti olmayan, barış ve refah içinde yaşayan Ermeni halkının ilgisini çekmemiştir. Buna bugün, PKK üzerinden Kürtçülük adı altında Kürt vatandaşları kışkırtma ve dolaylı bir şekilde terör örgütüne destek vermeye kalkışmalarını örnek verilebilinir.

Osmanlı Ermenilerini, içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karşı isyana katılmaları mümkün olmayınca, bu kez Ruslar, Ermenilerin Osmanlı toprakları dışında komiteler kurdurulması yoluna gitmiştir. Böylece 1887’de Cenevre’de sosyalist eğilimli, ılımlı militan Hınçak; 1890’da ise Tiflis’te bugün kü PKK gibi aşırı, terör, isyan, mücadele ve bağımsızlık yanlısı Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere, “Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması” hedef olarak gösterilmiştir. Bugün de aynı şekilde PKK üzerinden ‘Kürdistan toprakları ve Kürdistan devleti kurma’ hedefleri gösterilmesi gibi.

İstanbul’da örgütlenen ve Avrupa devletlerinin dikkatlerini çeken Ermeni meselesi, Osmanlı Ermenilerini kışkırtmayı hedefleyen Hınçakların başlattığı ayaklanma girişimlerini, aralarında siyasi mücadele başlayan Taşnakların kışkırtmaları izlemiştir. Bu isyan ve ayaklanma girişimlerinin ortak özellikleri; Osmanlı ülkesine dışarıdan gelen komitelerce planlanmış ve yönlendirilmiş olmaları ile örgütlenme faaliyetlerinde Anadolu’ya yayılan misyonerlerin büyük katkısının bulunmasıdır.

İLK ERMENİ İSYANI ERZURUM’DA BAŞLADI

İlk Ermeni isyanı 1890 Erzurum’da gerçekleşti. Bunu, yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi, 1892-93’te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olayları, 1894’te Sasun isyanı, Babıali gösterisi ve Zeytun isyanı, 1896’da Van isyanı ve Osmanlı Bankası’nın işgali, 1903’te ikinci Sasun isyanı, 1905’te Sultan Abdülhamid’e suikast girişimi ve nihayet 1909’da gerçekleşen Adana isyanı izlemiştir. Bu arada 33 yıl Osmanlı Devletini yöneten ve yeniden ayağa kaldıracak hamleler yapan Abdulhamid Han yine bir başka çete tarafından hain bir darbe ile tahtan indirilmiş ve sonrasında koskoca Osmanlı Devleti paramparça olmuştur.

2 MİLYONA YAKIN TÜRK ERMENİLER TARAFINDAN KATLEDİLMİŞTİR

1906-1922 yılları arasında Anadolu’da ve Kafkaslar’da, 517.955 Türk, Ermeniler tarafından katledilmiştir. Sayısı tespit edilemeyenlerle birlikte bu rakam 2 milyonu bulmaktadır.

Ermeniler, Türk halkına en büyük zararı, Birinci Dünya Savaşı sırasında giriştikleri isyanla birlikte katliamlarla vermişlerdir. Bu dönemde Ermeniler; Ruslar hesabına casusluk yapmış, seferberlik gereği yapılan askere alma çağrısına uymaksızın askerden kaçmış, askere gelip silah altına alınanlar ise silahları ile birlikte Rus ordusu saflarına geçerek, Osmanlı tebası olmalarından dolayı “vatana ihanet” suçu işlemişlerdir.

OSMANLI SEFERBERLİĞİNDE ERMENİ ÇETELERİ KATLİAMLARA BAŞLAMIŞ

Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı seferberliği başlangıcında, Türk birliklerine karşı saldırıya geçen Ermeni çeteleri, büyük katliamlarla Türk köylerine baskınlar düzenleyerek sivil halka büyük zararlar vermişlerdir. Örneğin Van’ın Zeve Köyü’nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından katledilerek öldürülmüştür.

“MÜSLÜMANLAR HRİSTİYANLARI KATLEDİYOR” PROPAGANDASI YAPMIŞLARDIR.

Ermeni çete isyanları Osmanlı kuvvetlerince bastırılması, Türkiye’de PKK terör örgütlerine karşı her operasyonda ‘Türkiye Kürtleri katlediyor’ dedikleri gibi o günlerde de dünya kamuoyuna propaganda maksatlı olarak “Müslümanlar Hıristiyanları katlediyor” propagandası yapmışlardır. Ve böylece Ermeni sorunu denilen bu durum daha geniş çapta bir uluslar arası sorun niteliğine büründürülmüştür.

Ayrıca döneme ait İngiliz ve Rus diplomatik temsilciliklerinin raporları, “Ermeni ihtilalcilerin hedefinin karışıklıklar çıkararak Osmanlıların karşılık vermesini ve böylece yabancı ülkelerin duruma müdahalesini sağlamak” olduğunu kaydetmektedir.

Öte yandan büyük devletlerin diplomatik ve konsoloslukları açtıkları temsilciliklerle Anadolu’nun her yerine dağılmış, Hıristiyan misyonerler ile birlikte, Ermeni propagandasının Batı kamuoyuna iletilmesinde ve benimsetilmesinde büyük rol oynamışlardır. Aynı şeylerin günümüz Türkiye’sinde de İngiliz, Alman, Faransız milletvekili, diplomat yada sivil kuruluşlarının PKK ile mücadeleyi Kürt halkına yapılan bir operasyonmuş gibi rapor edip dünya kamuoyununu yanıltmaya kalkışmalarından hiç bir farkı yoktur.

ERMENİ ÇETELERİNİN YAPTIĞI SOYKIRIM VE KATLİAMLAR

24 Nisan 1915, Ermenilerin isyan başlatarak Türklere soykırım yapması üzerine alınan tehcir yani isyancı Ermenileri göç etmesine yol açma, sürgün kararının günüdür. Evet Ermeni soykırımı vardır ama bu Türklerin Ermenilere karşı değil aksine Osmanlı Devletindeki karışıklığı fırsat bilip silahlanarak çeteleşen Ermenilerin Türklere karşı soykırımıdır.

Sözde Türklerin Ermeni Soykırımını kabul eden ülkeler arasında Rusya, Arjantin, Kanada, Yunanistan, Belçika, İsveç, İtalya, Fransa, Hollanda Polonya, Avusturya gibi ülkeler ve Amerika’nın 48 eyaleti de dâhil olmak üzere toplamda 29 ülke bulunuyor.

KIŞKIRTMANIN HEDEFİ: DOĞU’DA BİR ERMENİ DEVLETİ KURMAK!

Peki, onlarca yıldır Osmanlı toprakları içerisinde bulunan ve din, kültür, yaşayış ve inanış farklılıklarına rağmen birlikte yaşayabilmenin bir yolunu bulmuş olan Ermeniler nasıl bu kışkırtmalarla yüzyıllarca birlikte yaşadığı Türk Kürt demeden komşularını katledecek hale geldi?

Aslında olayların perde arkası 1870’li yıllara kadar uzanıyor. Osmanlı ve Ruslar arasında süren savaşlarda Rusların galip gelmesiyle Ermeni Patriği öncülüğünde Doğu’da bir Ermeni Devleti kurma hayalleri hâkim olmaya başlıyor.

19. yüzyılın sonlarına kadar genel olarak Osmanlı Devleti’ne sadık olan Ermeniler, bağımsız bir devlet kurma amacıyla 1914 yılında patlak veren 1. Dünya Savaşı’na değin Ruslarla birlikte çalışmaya, Osmanlı Devleti’ne karşı örgütlenmeye ve silahlanmaya başlıyor. Yani bugün sözde Kürdistan devleti kurma hayali kurdurulan Kürt vatandaşların desteğini PKK’ya destek çağrısı gibi.

24 Nisan 1915’te, Ermenilerin Doğu vilayetlerindeki halka yapmış olduğu katliamları nedeniyle Osmanlı Devleti, Ermeni çetesi komitelerinin önde gelenleri için tehcir yani göç etmelerine yol açma veya sürgün kararı çıkarılıyor. Bu tehcir kararına karşı çıkan Ermeniler, işgal ettikleri vilayetleri terk ederlerken arkalarında, yakılmış ve harap edilmiş köyler, ilçeler; işkenceye uğramış bedenler ve binlerce katledilmiş insana ait haksız yere dökülmüş kan bırakıyor…

ERMENİ ÇETELERİ KAYDA GİREN 523 BİN TÜRKÜ KATLETTİ

Ermeni çeteleri; Erzincan, Erzurum, Muş, Sivas, Bitlis, Diyarbakır ve Van gibi vilayetlerde yaptığı katliamlarda 1920 ile 1922 yılları arasında kayda alınabilen 523 bin Türkü katlettiği bilinmektedir. Ermenilerin isyanı sırasında, tehcir kararlarından çok önce Van’da gerçekleştirilen soykırımda 6.000 yakın Müslümanın öldürüldüğü tarihe geçmiştir. 1915 Mayıs’ında Ermeni çetelerinin yapmış olduğu başka bir katliam ise sadece Van’da 20 bin öldürülen Türk olmuştur.

İSYAN ÖNCESİ ERMENİSTAN DEVLETİ HAYALLERİ

Ermenilerin en çok önem verdiği merkezlerden olan Van ise, Ermenilerin bu köy ve ilçelerde yaptığı en kanlı katliamlara şahit olmuştur. Van’da bulunan Akdamar Adası ve kilisesi Ermeniler için her zaman büyük önem teşkil etmiştir.

Sanat, ticaret ve gemicilik anlamında Doğu vilayetlerinde üstünlüğü elinde tutan Ermeniler, İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte ‘hürriyet ve bağımsızlık’ amaçlarına daha da sıkı sarılarak isyan hazırlıklarına çoktan başlamıştır. ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ sözünü unutmayarak bugün Kürt halkı, Kürt vatandaşı adı altında PKK ile yapılmak istenen de aslında aynı ihanetin bir başka versiyonudur.

Doğu vilayetlerinde yaşayan halk tabanındaki Ermeniler başlarda bu isyanlara katılmak istemeseler de Rus Ermenilerinin baskısı ve esen ‘hürriyet rüzgârları’ hayalleri ile silahlı komiteler kurmaya ve bu teşkilatlanmalara katılmaya ön ayak olmuşlardır.

İSYAN İÇİN UZUN BİR HAZIRLIK YAPMIŞLARDIR

İsyan için uzun bir hazırlanma dönemi geçiren Ermeniler, silahları ile birlikte Müslümanların karşısına çıktıklarında, yüzyıllarca birlikte yaşadığı ahali şaşırıp kalmıştır. Ermeni çete komitelerinin silahlı üstünlüğü ve fazlalığı, hali hazırda vilayetlerde görevde bulunan Osmanlı jandarmasından çok ileridedir. Hem evlerini hem de kiliselerini silahlarla dolu birer kale haline getiren Ermeniler, bu evlerden ve kiliselerden Müslümanların üzerine ateş açarak katliamlar yapmışlardır.

Van’da Osmanlı’ya ait askeri kuvvetin olmamasından dolayı Ermeniler, Ruslar ile işbirliği yaparak 1915’in Nisan ayının başında başladıkları isyanı bir ay sürdürmüşlerdir.

Şimdi Ermenilerin, sözde ‘Soykırımı (!) Anma Günü’ tarihi olan 24 Nisan 1915 tarihinde, o zamanlarda, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşamakta olan Ermenilerin devlete karşı düşmanla iş birliği yaparak halkı katletmesi sonucu, isyanı yürüten Hınçak ve Taşnak komitelerinin önde gelenleri için tehcir kararı çıkarılmıştır.

TEHCİR VATAN İHANETİNDEN DOLAYI UYGULANMIŞTIR

Ermeni çete komitelerinin vatana ihanetin sonucu olarak çıkarılan tehcir kararı sonrası, Ermeniler arasında büyük bir nefrete sebep olmuş olacak ki, o tarihlerde aynı göç kararı Van’da Ermeniler tarafından zulme uğrayan halk için de çıkarıldığında; topraklarını geride bırakmak zorunda kalan Müslüman halkın özellikle gemi ile kaçmaya çalışanları Ermeniler tarafından katledilmiştir. Ermeniler; göç etmeye, canlarını kurtarmaya çalışanları çocuk ya da yaşlı demeden öldürmüş; kadınları da kaçırıp tecavüz etmişlerdir.

Bu olayların gölgesinde en acı olanlarından biri Akdamar Adası taraflarında yaşanmıştır.

TECAVÜZE UĞRAMAMAK İÇİN KADINLAR ATLADIKLARI VAN GÖLÜNDE BOĞULMUŞLARDIR

Ermenilerin yaptıkları zulümlerinden dolayı göç edemeyenler işkence, zulüm ve katliamlarla öldürülürken; Müslüman kadınlar Ermeniler tarafından ele geçirilerek Akdamar Adası’na götürülmüşlerdir. Van ve civarındaki köylerden toplanan kadınlar adaya götürülerek katledilmiş ve tecavüze uğramışlardır.

Ermenilerden korunmak isteyen kadınlardan tespit edilen 50’si Van Gölü’ne atlamış ve boğularak can vermiştir. Ermeniler için önemli olarak addedilen ve orada bulunan kilise sebebiyle kutsal olması gereken bu adada insanlar türlü işkence ve aşağılamalara maruz bırakılmışlardır.

GERÇEK ERMENİ MESELESİ NEDİR?

Soykırımı yaptığı belgelerler kanıtlı olan Ermeniler neden zulüm görmüş ve soykırıma uğramış olarak kabul ediliyor ve 24 Nisan 1915 tarihi çeşitli ülkeler tarafından sözde soykırım günü olarak anılıyor?

Türkiye, uluslararası platformlarda, yıllardır arşivlerin karşılıklı olarak açılması gerektiğini; bu meselenin siyasi değil tarihsel bir mesele olduğunu dile getiriyor. Ancak başta Ermeniler olmak üzere, sözde soykırımı kabul eden ülkeler, Türkiye’nin bu teklifine karşı halen susmaya devam ediyor.

Elbette ki Ermeni ve diğer ülke meclislerinin sözde soykırımı tanıması hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alınan bu kararlar Türkiye’ye karşı koz olarak kullanılmak istendiği gibi özellikle Batılı ülkelerin, kendi karanlık geçmişleriyle de yüzleşmeden, sömürge uğruna tüm dünyayı savaşa sürüklemelerinin hesabını vermekten kaçarak bunun üzerini örtmek için Türkiye ve öncesinde Osmanlı’yı soykırım ile suçlaması manidardır.

Osmanlı Devleti dört bir cephede savaşmasına karşın, yine de ‘sadık millet’ olarak tanımladığı Ermenilerin zarar görmeden tehciri yani göç ederek bölgeyi terk etmeleri gayretini göstermiştir. Ancak unutulmamalıdır ki tarih güçlüleri değil haklıları yazar.

Arşiv Belgelerine Göre Kafkaslar’da ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi,
T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, Yayın No: 23, 24, 34, 35. Kaynak: ermenisorunu.gen.tr

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız