Bakan Koca: Koronavirüs ölümleri üzerinden siyaset yapmayalım

36

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Covid_19 koronavirüs vakalarının yüzde 60’a yakınının İstanbul’da olduğunu açıklarken, Emrullah Gülüşken’in akrabası olduğu ve ölüm rakamlarının gizlendiği iddialarına da cevap verdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu ile yapılan son toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu. Koca, koronavirüs vakalarının yüzde 60’a yakınının İstanbul’da bulunduğunu belirtirken, vefat oranlarından yüzde 10’luk bir düşüş yaşandığını söyledi. Koca, “65 yaş üstü büyüklerimizi, hiç olmazsa birkaç saat gezmelerini, dolaşmalarını araba kullanmadan, yakın mesafe anlamında yapılabilir mi, serbestlik söz konusu olabilir mi diye gündem oldu ama bu öneriye dönmedi.” dedi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın konuşmasından satır başları:

“Bu salgınla mücadeleye kesintiye uğramadan muntazam devam etmelidir. Taviz vermezsek istediğimiz sonucu kısa sürede alabiliriz. ‘Hastalık bizi esir mi alacak, salgında bir yakınımı kaybeder miyim?’ diye endişe ettiniz. Hastalığa yakalanan yakınınız için endişe duydunuz, acı yaşadınız. Bu acıda hepimiz sizinleyiz.

Ramazan ayındayız ve hiç alışık olmadığımız bir Ramazan yaşıyoruz. Sakin ve mütevazi iftar sofraları kuruluyor. Hastalığa karşı, her gün yeni iyi haberler alıyorsunuz. Ben bu duygularla Ramazanınızı kutluyorum.

DÜNYADA SALGINDAN ÖLENLERİN SAYISI 218 BİNİ GEÇTİ

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya üzerinde hayatını kaybedenlerin sayısı 218 bini geçmiştir. WHO-DSÖ’nün verilerine göre, ülkeler bazında iki veriyi paylaşmak salgın ile ilgili bir fikir verici olacaktır.

ABD’de dün 25 binden fazla yeni vaka açıklanmıştır, New York’ta 500’den fazla kişi hayatını kaybetmiştir. İngiltere’de hayatını kaybeden insan sayısı 586, İtalya’da ise 871’dir.

TÜRKİYE KORONAVİRÜSÜ NASIL KONTROL ALTINA ALDI?

Dünyada hala kontrol edilemez bir durumda olan pantemi salgını corona virüsünü Türkiye nasıl kontrol altına aldı? Bazı nedenleri, stratejileri ve önemli detayları bugün sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bakanlığımız 10 Ocak’ta operasyon kurulunu kurdu. Bilim Kurulu da aynı gün kuruldu. Bunlar DSÖ’nün pandemi ilan etmesinden tam 39 gün önce. Biz yol haritamızı belirledik, sağlık kurumlarımızı salgın ihtimaline karşı hazırladık. Salgının başlangıcında yurt dışı gelişlerine uyguladığımız tedbirler, hastalığın ülkemize gelmesini geciktirdi.

Türkiye, bu sınavdan şuana kadar yüzünün akıyla çıktı. Bizi bu noktaya, tedbirlere uyum ve titizlik getirdi. 3 madde ile sıralayabilirim: Tedbir, tespit ve hızlı tedavi. Filyasyonun bugüne kadarki başarısı büyüktür. Virüsün izini sürdük ve filyasyon dediğimiz bu iz sürmeyle hastanın temaslı olduğu kişilere ulaşıp, tespitlerde bulunduk ve izole ettik.

FİLYASYON TESPİT EKİBİMİZ 5 BİN 849 KİŞİDEN OLUŞUYOR

11 Mart’tan bu yana test kapasitemizi sürekli artırırken, hiçbir testi tesadüfen yapmadık. Testi, hastalığın kişiden kişiye bulaşması dahilinde uyguladık ve şüphelilere odaklandık. Teste önemli olan, hastayla temas halinde olan kişilere odaklanmaktır. Şüphelilere odaklanmak yerine yaygın tarama yapan ülkeler, istediği sonucu alamadı. Biz filyasyonu büyük bir ağ kurarak gerçekleştirdik, filyasyon ekibimizin sayısı 5 bin 849’dur.

Bugüne kadar filyasyon ekiplerince takibi yapılan kişi sayısı 464 bin 434’dür. Biz salgını bu yolla önledik. Salgınla ilgili devamında izlenecek yol budur. Filyasyon önemini son vakaya kadar koruyacaktır. Muhtemel yatak ve yoğunluk planını göz önünde bulundurarak kamu ya da özel ayrımı yapmaksızın tüm hastanemizi pandemi hastanesi yaptık. Hastane yataklarımızı pandemiye hazır hale getirdik.

Yatak doluluk oranlarımızı yüzde 60’lardan yüzde 30’lara indirdik. Bunu yapmak, kontrolü elimizde tutma gücü verdi. Yayılımı önlerken, başarılı bir zemin oluşturduk. Temasları göz önünde tutup, şikayeti olanların takibinde titiz davranıyoruz. Durumu stabil hastalarımızın tedavisi aile hekimi gözetiminde evde devam ediyor.

DÜNYA TEDAVİ UYGULAMALARI DIŞINDA TEDAVİ UYGULADIK

Hekimlerimizin gözlemleri ve tecrübeleri çerçevesinde, Covid-19 koronavirüs uyguladığımız tedavi dünyadan farklıdır. Yeni sonuçlar elde ettikçe hekimlerimizin ve Bilim Kurulu’nun önerileriyle tedavide başka yönlere gittik. Görüşler doğrultusunda Covid-19’a yaklaşımında önemli değişikliklere gittik.

Çin’den temin ettiğimiz ilaçların bilinen kullanımlarını değiştirerek daha olumlu sonuçlar aldık. Tıbbın bildiği ilaçlardan, kullanım şekillerini değiştirerek bambaşka sonuçlar aldık. İki ilaçla ilgili geliştirdiğimiz yaklaşımla, hasta kaybını düşüreceğimizi düşünüyoruz.

Doğrudan virüse etkili henüz bir ilaç geliştirilmiş değildir. Ama kullanılan ilaçlarla hastanın durumunu kolaylaştırıcı sonuçlar gördük. Koronavirüs tedavinde bir farkımız daha var. Tedavi, sadece hastaneye yatırılan ya da yoğun bakımda olanlarla sınırlı tutuluyor ama biz belirti gösteren herkese karşı erken tedavi uyguluyoruz.

Hastalarımızda zatürreye gidiş oranı azalmıştır, Türkiye’de Covid-19 vakaların pnömoniye dönüşünde yüzde 70’den yüzde 15’e düşüş gerçekleşmiştir. Dünyadaki uygulama yoğun bakım hastalarının ventilatöre erken bağlama yöntemidir. Deneyimlerimiz bunun tam tersi olduğunu gösterdi, artık erken değil ileri süreçte hastalarımızı ventiletöre bağlıyoruz ve hastalarımızı hemen entübe etmiyoruz.

Yine, hastanın yoğun bakıma alınmadan, sürekli yüksek akımlı oksijen akımını da gerçekleştiriyoruz ve böylece akciğer hasarlarını önlüyoruz. Bu uygulama ile ölüm oranları düşüşlerinde önemlidir.

SALGINDAN VEFAT ORANI DÜŞTÜ

Yoğun bakımdaki hastalarda vefat oranımız yüzde 58’den yüzde 10’a, entübe hatalardaki vefat oranımız yüzde 74’ten yüzde 14’e geriledi. Türkiye’de şu ana kadar vaka rakamlarına göre hasta kayıp oranı yüzde 2,58’dir. Buna göre ölüm oranlarında dünyada 80. sırada yer alıyoruz.

Ancak, tedbirlere uyulmasaydı, sokağa çıkma kısıtlaması ihlal edilseydi bugünkü bu başarıyı yakalayamazdık. Türkiye, halkıyla, yönetimiyle, hekimiyle, bilim insanıyla bugüne kadar ulaştığı başarıya nasıl ulaştı? İyileşen sayısı, hasta sayısının iki katı halini aldı. Korona salgın hastalığına karşı şu ana kadar üç faktör kazandırmıştır. Birincisi sizlersiniz. Size minnettarım.

Bu faktörlerden ikincisi olan filyasyon takibinin başarıyla uygulanmasıdır. Filyasyon uygulamamız ile salgınla temaslı hastalar takip edilmiştir. Başarıda ki üçüncü etken ise ise tedaviye erken başlamamız ve ilacı erken uygulamaya başlamamızdır.

Salgının başlangıcında Türkiye, virüsün ülkeye girişini geciktiren az sayıda ülkelerden biri olmuştur. Güçlü sağlık sistemimiz ve fedakar sağlık çalışanlarımız bu süreçte güvenli dayanağımız oldu.

BAŞARILI TEDBİRLERİ TERK EDEMEYİZ

Başarı, tedbirleri terk edeceğimiz bir başarı değildir. Tedbirlere sarılmamız gereken bir başarıdır. Aramızda hala virüsü taşıyan, yeni tanı konan insanlar var, bu olmaya da devam edecektir. Salgın hastalık bitmedi, bu yüzden mücadele devam etmelidir.

Normalleşmeyle ilgili, bütün bakanlıklarımızın içinde yer aldığı ve Bilim Kurulumuzun da tavsiyesini göz önüne alarak, normalleşmenin hangi tedbirlerle yapılacağıyla ilgili görüşler alıyoruz. Ve bunlar ilgili birimlerde de tartışılarak, kamu oyuna açıklanmış olacak. Özellikle bu ay boyunca bir takım tedbirleri devam ettirerek, nasıl bir normalleşme yapılacağıyla ilgili hazırlıklar tamamlanınca açıklama yapılacak.

65 YAŞ ÜSTÜNE SOKAĞA ÇIKMA İZNİ OLACAK MI?

65 yaş üstü büyüklerimizi, hiç olmazsa ‘Birkaç saat gezmelerini, dolaşmalarını araba kullanmadan, yakın mesafe anlamında yapılabilir mi, Serbestlik söz konusu olabilir mi? diye gündem oldu ama bu henüz öneriye dönmedi. Biz bulaşım oranının yüksek olduğunu biliyor ve bu nedenle de teması son derece önemli görüyoruz. Teması, bu dönemde bulaşımın daha çok solunum yoluyla bulaştığı için maske kullanımını önemsiyoruz.

VAKALARDA EN YÜKSEK PİK ORANINA ULAŞILDI MI?

Artık, pik döneminde olduğumuzu söyleyebilirim. Vakalarda bir düşüş trendine de girdik ama bunun kalıcı olması gerekir. Özellikle temasın, sosyal mesafenin son derece önemli olduğunu, bu anlamda gerekli tedbirlere uyum gösterilmezse, yeni bir vaka dalgası ile pik dalgasına yol açabilir. Şu anda ikinci bir pikin olmayacağını söyleyebilirim.

İSVEÇ’TEN GELEN HASTANIN AKRABASI İDDİALARINA CEVAP

Emrullah Gülüşken’le ilgili hiçbir akrabalığım, onu getiren ekipten herhangi biriyle bir yakınlığım yok. İsveç Büyükelçimiz ile konuştum. Onlar bu hastanın Türkiye’de tedavi edilmesi gerektiğiyle ilgili bilgi verdiler ve ambulans uçakla Türkiye’ye getirdik.

Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavisi devam ediyor. Ciddi bir solunum sıkıntısı olmamasına rağmen, altta bir kalp rahatsızlığının söylenmiş olmasıydı. Rahatsızlığı söylendiği için bizim takibini yaptığımız bir tabloya bağlı sorunlarının olduğunu ama ciddi bir sorunun olmadığını anlıyoruz.

https://twitter.com/SosyalToplumcom/status/1255700646168342528?ref_src=twsrc%5Etfw

GÜLÜŞKEN AİLESİNİN İKİ ÇOCUĞU DA KORONAVİRÜS ÇIKTI

Baba (Emrullah Gülüşken) ve üç çocuğu getirildi, büyük çocukta ve 10 yaşındaki çocuğunda da pozitif olduğu görüldü. İki çocukta da pozitif çıktı, 7 yaşındakinde de negatif çıktı. Biz sadece İsveç’ten getirmedik, daha dün bir vatandaşımızı Rusya’dan getirdik. Bu dördüncü sınıf öğrencisi ve tedavisi yapılmayan bir hasta idi. Yine 10 gün önce, Fransa’dan solunum cihazından çıkarılmak istenen bir hastayı getirdik.

Bu da Konya’da bir hastanemizde tedavi altında. Ve bu hasta Fransa’da solunum cihazından çıkarılmak istendi. Bu bize bir siyasi parti başkanı tarafından iletilen bir hastaydı. Hiçbir vatandaştan ücret almadan hava ambulansı sağlayan tek ülkeyiz.

LÜTFEN BU KONULARI SİYASETE ALET ETMEYİN

Biz bu dönemde salgınla mücadeleyi, siyaset üstü yapmaya gayret gösterdik. 83 milyonun bu mücadele yer alması gerekiyordu, kimsenin mücadele dışında kalmaya hakkı yoktu. Biz bakanlık olarak yapılması gereken ne ise, onu yapmakta gayret ettik. Lütfen bu konuları siyasete alet etmeyelim. Biz toplumda salgın yaygınlığını, taşıyıcılığı belirlemek istiyoruz. Önümüzdeki bir hafta içerisinde bu konu netleşecek ve toplumdaki yaygınlık ve bulaşcılık durumuna göre yeni bir tedbirlerin alınabileceği Bilim Kurulu’na gelmiş olur ve biz de size açıklarız.

VAKALARIN YÜZDE 60’I İSTANBUL’DA

İstanbul’da yüzde 60’a yakın vakamız var. İstanbul gibi bir yerde, ne Wuhan kenti gibi ne de ABD’nin herhangi bir eyaleti gibi değil. Farklı bir yerimiz. İstanbul yoğun bir yerleşim var ve bir arada yaşamanın fazla olduğu bir kent. Buna rağmen koronavirüs vakasının tespitinden sonra 5. haftada Türkiye’deki vakaların yüzde 60’ının görüldüğü İstanbul’da hastalığın kontrol altına alınması büyük bir başarıdır.

MASKELER ÇALIŞANLARA İŞYERLERİ VASITASI İLE ULAŞACAK

Maskelerin çalışanlara da gönderildiğini bilelim. Ama büyük işletmelerle ilgili de valilik üzerinden ayrıca maske gönderiyoruz. Bu nedenle maske gönderilmediğine dair bilgilerin doğru olmadığını belirtelim.

Maskenin Türkiye’de bedava dağıtılması öngörülüyor. Dünyada bu yaklaşımı da sergileyen başka ülke yok. Maske üzerinden ne gibi mücadelelerin olduğunu da biliyorsunuz. 20 ila 65 yaş arasına kod gönderiliyor ve bu kodla maske alınabiliyor.

ADANA’DAKİ YATAK KAPASİTESİ

Adana’yla ilgili daha önce verdiğim ifade, doluluk oranı idi. Ben, Türkiye’deki yatak doluluk oranı 10 bin kişide 28. Adana’da Türkiye ortalamasında üzerinde olan yüzde 32. Adana’da toplam kişiye düşen yatak sayısı 32. Yoğun bakım yatağı, Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 49, Adana’da ise 63. Neresi yeterli değil?

ÖLÜMLER SİYASETİN KONUSU HALİNE GELMEYE BAŞLADI

Ölümler, siyasetin konusu haline gelmeye başladı. Ama burada her rakamın, bir can olduğunu unutmayalım. Bu rakamların, gizlenebilirliği vatandaşlarımıza karşı yapılamaz. Ölüm raporlarını hazırlayanlar hekimlerimiz. Hekimlerimize güvenmiyor musunuz? Sağlık Bakanlığı mı imza atıyor?

1 Ocak – 29 Nisan ölüm sayısı 160 bin 888. 2020 için 163 bin 191. Aradaki fark 2 bin 303. Beklenen ölümden bahsetmiyorum. Nüfus artışı nedeniyle ortalama son 5 yılda 2.89 gibi artıştan bahsetmiyorum. Peki, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden canlarımız 2 bin 992. Nerede bu hayali ölümler? Lütfen bu konuyu istismar etmeyelim. Ölümlerin kimlerin yüreğini nasıl yaktığını biraz düşünelim.

https://twitter.com/SosyalToplumcom/status/1255689952823828484?ref_src=twsrc%5Etfw

POZİTİF OLAN TÜM VAKALARIMIZI DSÖ’YE BİLDİRİYORUZ

Biz DSÖ’nün kodlamasıyla bütün dünyanın verdiği şekliyle pozitif olan vakaları bildiriyoruz. Şüpheli gördüğümüz hastalarımızı da asla tedaviden mahrum etmiyoruz. Filyasyonu uyguluyoruz. DSÖ 16 Nisan’a kadar bütün dünyaya PCR pozitif olan vakaların bildirilmesi şeklinde bir kod tanımlaması yapmıştı. Ülkemiz için de PCR’ı yapılmamış vaka varsa şüpheli ise onu da pozitif bildirmiş oluruz. Pozitif olan vakaların PCR’ı yapılmışsa bildirilmeli genel kural bu.

LÜTFEN ÖLÜMLER ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAYALIM

DSÖ’ye bir yazı yazdık ‘yanlış mı yapıyoruz’ diye. 24 Nisan’da bize gelen yazı bununla ilgili bir sorun olmadığı şeklinde. Lütfen ölümler üzerinden siyaset yapmayalım. Çünkü bu mücadelenin herkesi kapsayacak şekilde yapılması gerektiğine inanıyorum. Yılı aylara, günlere bölerek sayıların verilmesi hiçbir şekilde doğru değil. 29 Nisan’a kadar ortalama yüzde 32 iken ilk 4 aydaki ölüm vakaların sayısı yüzde 34’lerde. Her ay eşit gitmiyor, bunu da bilelim.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız