CHP PM yönetimine türbanlı bir isim girdi! Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyorlar!

18

Mustafa Kemal Atatürk, batı medeniyeti adına yaptığı ülkemizdeki kadınların başörtülerini çıkarma hamlesi olan kılık kıyafet devrimine muhalefet eden CHP son kongre ile parti yönetimine türbanlı bir isim girdi!

CHP 37. Olağan Kurultayı tamamlandı. 52 kişilik Parti Meclisi bu sabah itibarıyla netleşirken, Atatürkçü CHP tarihinde de bir ilk yaşandı. 27 yaşındaki Sevgi Kılıç, CHP PM’ye giren ilk başörtülü (CHP’lilerin deyimi ile türbanlı) siyasetçi oldu.

CHP 37. Olağan Kurultayı’nda tek aday olan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan seçilirken, dün de Ankara Bilkent Odeon Kültür Merkezi, CHP Parti Meclisi için kıyasıya bir yarışa sahne oldu.

Kılıçdaroğlu’nun 80 kişili listesinde yer alan ve CHP PM için aday gösterilen ilk başörtülü siyasetçi olan Sevgi Kılıç, 365 delegenin desteğini aldı. 1993 doğumlu olan Kılıç, gençlik kotasından PM’ye girerek Laik ve Atatürkçü CHP tarihinde Kemalizmin kılık kıyafet devrimine aykırı olarak bir ilki başarmış oldu.

İstanbul Beykoz CHP ilçe teşkilatında görev yapan Sevgi Kılıç, avukatlık yaptığı öğrenildi. Kılıç’ın CHP Parti Meclis Üyesi seçilmesinde domuz etini yemekle övünen, “İnandığınız Allah’ın belesını versin” diyen, Cami minarelerini çirkin benzeetmeler yapan, Hz. Muhammed’in hayatı ve doğumu ile ilgili ç.irkin laflar eden ve seçim sürecinde Eyüp Sultan Camisinde CHP’li Ekrem İmamoğlu’na Kuran okutan, her akşam 6-7 iftara katılan CHP İstanbuıl İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun desteği ile girdiği öğrenildi.

CHP’NİN BAŞÖRTÜSÜ DÜŞNALIĞI CİLTLERE SIĞMAZ

CHP’nin başörtüsü düşmanlığı Kemalizmin inkilap denildiği kılık kıyafet devrimi ile başladı. Başörtülü kadınlar ötekileştirilerek başörtüsü çıkarma yada başörtüsü kullanmaya karşı alınan kanunu ve sosyal baskılarla başladı. CHP’nin 27 yıllık diktatörlüğünde başörtülü kadınlar hiçbir kamu kuruluşunda yer verilmedi. Bu zulüm daha düne kadar devam etti.

CHP, geçmiş dönemde öğrencilerin üniversitelere başörtüsü ile girme kararını Anayasa’ya itiraz ederek başörtüsü düşmanlığını açık bir şekilde ortaya koydu. 28 Şubat döneminde CHP’li milletvekili ve kadınlar üniveriste girişlerinde kurdukları ‘İkna odaları’ ile başörtülü kızların başlarını açmaya zorladı.

CHP’NİN YAKIN DÖNEMDE BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞI

2008’DE BAŞÖRTÜSÜNÜN İPTALİ İÇİN ANAYASA’YA İPTAL BAŞVURUSU

CHP ve DSP, 2008 yılında üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren 5735 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması” istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Başörtüsü iptal başvurusuna CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Kemal Kılıçdaroğlu ve Hakkı Süha Okay tarafından Anayasa Mahkemesi’ne verildi.

112 milletvekilinin imzasını taşıyan, 58 sayfalık dilekçede, değişikliğin iptali veya yok hükmünde sayılması ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istendi.

“DEĞİŞTİRİLEMEZ VE DEĞİŞİKLİK TEKLİF DAHAİ EDİLEMEZ”

CHP Genel Sekreteri Önder Sav, “Türbanla ilgili Anayasa değişikliği konusunda yasama Meclisi’nin verdiği kararın hukuk dolanılarak, Anayasa’ya karşı hile yolu kullanılarak gerçekleştirilmiş bir tasarruf” olduğunu savundu.

“Anayasa Mahkemesi’ne türbanla ilgili anayasa değişikliğinin iptali ve yok hükmünde sayılması talebini içeren dilekçeyi verdiklerini” kaydeden Sav, değişikliğin görüşülmesi aşamasında, iktidar partisine ve MHP’ye “Anayasa’nın değiştirilemez ve değişiklik teklif dahi edilemez maddelerine aykırı olacağı konusunda uyarılarda bulunduklarını” söyledi.

Sav, 1984 yılından bu yana Danıştay, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararları ışığında türban konusunda bir uygulama bütünlüğü bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Türban konusu maalesef sayın Başbakan’ın ‘velev ki türban siyasi bir simge olsun ne fark eder’ sözleriyle kritik ve ilginç bir aşamaya gelmiş, kimi siyasi partileri de bağlar duruma gelmiştir. CHP olarak bu konularda bu zamana kadar gerekli uyarı görevlerimizi yapmış bulunuyoruz.

“YASAK OLAN BİR DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERMEK OLANAKSIZDIR”

Söz konusu düzenlemenin hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olmasının yanında, mahkeme kararlarına yasamanın, yargının, idarenin uymak zorunda olduğuna işaret eden Anayasa’nın 6. maddesine de aykırı olduğunu ifade eden Sav, Anayasa Mahkemesi’nin 1989 yılında verdiği kararda, üniversitelerde dini amaçlı örtünmenin serbest bırakılmasına ilişkin tasarrufun iptal edildiğini anımsattı. Sav, “Yasak olan bir değişikliği önermek, önerilse bile o değişiklik doğrultusunda bir yasama tasarrufu yapmak olanaksızdır. Bu, aynı zamanda hukuken olanaksız bir değişikliktir. Bu Anayasa Mahkemesi kararına rağmen, o kararı değiştirmek, etkisiz kılmak çabaları hukukun üstünlüğü ilkesiyle hiç bağdaşmamıştır” dedi.

“KAOS BAŞLAYACAK”

Yapılan anayasa değişikliğinin gerekçesinde, bu değişikliğin üniversitelerdeki öğrencilerin kıyafetiyle ilgili olduğunun açıkça yazıldığına dikkati çeken Sav, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasının yaratacağı sıkıntılar, türban takanların takmayanlara karşı bir baskı unsuru oluşturacağı hatta ona omuz verenlerin bu baskıyla yetinmeyip türban takmayanlara daha değişik yollardan baskılarını artırmasını davet edecek niteliktedir. Endişemiz odur ki üniversitede bilimsel özgürlüğün yerini, dinsel inanca dayalı tartışmalar alacak, üniversitelerde bir kaos yaşanmaya başlanacaktır. Bunların yaşanmamasını diliyoruz.”

ANAYASA MAHKEMESİ CHP’NİN İTİRAZI İLE YÜRÜTMEYİ DURDURDU

Anayasa Mahkemesi, CHP ve DSP’nin itiraz başvurusunu jet hızıyla karara bağladı. Anayasa Mahkemesi başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin “iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması” istemiyle açılan davanın görüşmesini tamamladı. Davayı, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağladı.

Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etti. Anayasa Mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. Böylece Ak Parti’nin ilk başörtüsü yasaklarını kaldırma çalışması yarıda kaldı. Üniversitelerde başörtüsü yasakları devam etti.

2012 YILINDA CHP KAMUDA TÜRBANA AİHM’NE İTİRAZ ETTİ

CHP, 2012 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarını gerekçe gösterdi, “Kamuda dini simge olmaz” diyerek başvuruda bulundu.
TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun ele alacağı “kamuda ve Meclis’te türban ile birlikte dini simgelere izin verilmesi” önerisine itiraz eden CHP, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını gerekçe gösterdi, “Kamuda dini simge olmaz” dedi.

CHP, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunulmak üzere hazırlanan öneriye koyduğu muhalefet şerhinde “Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından, ülkemizde siyasi bir simge olan türban konusuna girilmesi kadının statüsünün güçlendirilmesi amacıyla çelişmektedir” dedi.

CHP’nin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: “AİHM Türkiye’de kendi dini sembollerini ve dini dogmalar üzerine kurulmuş bir toplum kavramını toplumun tümüne empoze etmeye çalışan aşırı siyasi hareketlerin olduğunu vurgulayarak, türban kısıtlamasını doğru bulmaktadır. Kamu hizmeti veren kurumlarda çalışan görevlilerin dini sembol takmasının tarafsızlığa ve adaletsizliğe gölge düşüreceği gerekçesiyle siyasi simge taşımaması gerekmektedir. ‘Başörtüsü kullanan kadın seçilemez’ diye bir hüküm yoktur, seçilebilir ama türban veya başka bir ayırt edici siyasal simgeyle bazı yerlerde bulunamaz.”

CHP 2013 YILINDA BAŞÖRTÜSÜ İÇİN DANIŞTAY’A DAVA AÇTILAR

Kamuda başörtüsünün özgürlüğün iptali için 2013 yılında CHP’li Mahmut Tanal Danıştay’a başvurdu. Tanal’ın 7 sayfalık dilekçesinde “parti kapatma” vurgusu sık sık geçti. CHP’li 32 milletvekili ise andımızın kanun kapsamına alınması için teklif verdi.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI İÇİN PARTİ KAPATMA TEHDİDİ

Mahmut Tanal, başörtüsü yönetmeliğinin iptal edilmesi için hukuki delil olarak ise parti kapatmaları gösterdi. Erbakan tarafından kurulan Milli Nizam ve Milli Selamet Partileri ile Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatılmasını başörtüsüne bağlayan Tanal, uzun uzun bu partilerin kapatılma nedenlerini sıraladı.

KATI LAİK YARGI DÖNEMLERİNİ HATIRLATTI

CHP’li Tanal, 28 Şubat sürecindekine benzer geçmişte yapılan açıklamalardan da alıntılar yaptı: “‘Başörtüsü namusumuzdur namusumuzu çiğnetmeyiz. Eğer başörtüsü siyasi simge ise çıplaklık da fahişelik simgisedir’ sloganları altında seçim propagandaları yapmışlardır. Bu tür eylemlere karşı Anayasa Mahkemesi laiklik ilkesini çiğnetmemiş ve söz konusu partilerin tamamen kapatılmasına karar vermiştir.”

CHP’Lİ MUHARREM İNCE’NİN KİRLİ BAŞÖRTÜSÜ SİCİLİ

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve Genel Başkan adayı olan Muharrem İnce, üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

İnce, başörtüsü yasağından dolayı başını bere ile kapatan TRT kameramanı hakkında soru önergesi verdi. İnce, temel eğitim kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılması hakkındaki yazılı açıklamada bulundu ve “Ortada hukuk yoktur, hukuku tanımamazlık vardır. Böyle bir durumda herkesin kendi hukukunu dayatacağı bir ortamın oluşması kaçınılmaz olacaktır. Aldığınız karar Cumhuriyet’e meydan okumaktır” iddiasında bulundu.

MUHARREM İNCE’NİN BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞININ KRONOLOJİSİ

İşte Muharrem İnce’nin başörtüsü yasağını savunan eylemleri, açıklamaları ve soru önergeleri:

“NEDEN KADINLARIN SAÇINI KAPATIYORUZ?”

6 Şubat 2008: Muharrem İnce: “Ben şunu diyorum: Burada suçlu olan kadınlar değil ki! Neden kadınların saçını kapatıyoruz? Erkeklerin gözünü bağlayalım daha doğru bir çözüm olur. Yani, iyi bir mümin, inanmış bir mümin, nefsine hâkim olan mümindir. Mümin, nefsine hâkim olacak.” (Meclis Genel Kurulu)

ÜNİVERSİTELERDE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI İÇİN ANAYASA MAHKEMESİ’NE GİTTİ

27 Şubat 2008: CHP, AK Parti Hükümeti’nin üniversitelerde başörtüsüne serbestlik sağlamasını öngördüğü Anayasa değişikliklerine karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuru dilekçesinde; Muharrem İnce’nin imzası da yer aldı.

Başvuru dilekçesinde; “Çağdaşlaşmayı hızlandıran ve Türk devrimlerinin kaynağı olan laiklik ilkesi toplumun akıl ve bilim dışı düşüncelerle yargılardan uzak kalmasını amaçlar. Kamu düzeninin ve haklarının koruyucu sıfatıyla, devlete dinsel hak ve özgürlükler üzerinde denetim yetkisi tanıma, laiklik ilkesinin gereği olarak anlaşılmaktadır” ifadeleri yer aldı.

TRT KAMERAMANININ BERE TAKMASINDAN RAHATSIZ OLDU

14 Eylül 2009: Muharrem İnce, başörtüsü yasağından dolayı başını bere ile kapatan TRT çalışanları hakkında soru önergesi verdi. Soru önergesinde; “TRT ekibindeki bir kameramanın saçlarını kışlık bere ile kapattığı, bu kameramanın TRT’de türbanla çalıştığı yönünde basında çıkan haber ve fotoğraflar doğru mudur?” ifadeleri yer aldı.

“İLKÖĞRETİMDEKİ ÇOCUKLARIMIZA DA TÜRBAN TAKTIRMANIN ÇANKAYA’DAN BAŞLANGICI MI ACABA?”

15 Ekim 2010: Muharrem İnce: “Üniversitede türban takıp giriyor kız çocuklarımız. Hükümet, başbakan (Recep Tayyip Erdoğan) niye bir açıklama yapmıyor? Kamuda olmayacak, ilköğretimde olmayacak, ortaöğretimde niye olmayacak diye niye bir açıklama yapamıyor? Niye yapmıyor? Sayın Cumhurbaşkanı (Abdullah Gül) niye konuşmuyor? Ne oldu da iki resepsiyon bir resepsiyona indi? Yani bu kamuda çalışanlara da türban taktırmanın, ilköğretimdeki çocuklarımıza da türban taktırmanın Çankaya’dan başlangıcı mı acaba? Onun için (resepsiyona) katılmıyorum”

2018’DE EĞER BUNLAR İKTİDARDA KALIRSA TÜRBAN TAKMAK ZORUNLU OLACAK”

5 Nisan 2013: Muharrem İnce, AK Parti Hükümeti’ni hedef aldı: “2018’de eğer bunlar iktidarda kalırsa türban takmak zorunlu olacak” (Kanal D Televizyonu Abbas Güçlü)

“BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ SERBEST BIRAKILMASI CUMHURİYET MEYDAN OKUMAKTIR”

25 Eylül 2014: Muharrem İnce temel eğitim kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılması hakkındaki yazılı açıklama yaptı. İnce, “Hükümetin temel eğitim kurumlarında başörtüsünü serbest bırakma kararı, aymazlıktan öte bu sürecin bilinçli biçimde geliştirildiğinin örneklerinden biri olmuştur. Bu iki gelişme diğer gelişmelerle birlikte düşünüldüğünde halkı hızla meşru müdafaa noktasına götürmektedir. Çünkü ortada hukuk yoktur, hukuku tanımamazlık vardır. Böyle bir durumda herkesin kendi hukukunu dayatacağı bir ortamın oluşması kaçınılmaz olacaktır. Aldığınız karar Cumhuriyet’e meydan okumaktır” iddiasında bulundu.

ÖĞRENCİLERİN CAMİYE GİTMESİNDEN RAHATSIZ OLDU!

6 Aralık 2005: Muharrem İnce; öğrencilerini Yalova Merkez Camii’ne götüren, abdest alma ve namaz kılmayı uygulamalı olarak öğreten din dersi öğretmeni Emin Albayrak hakkında TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

İnce, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada din dersi öğretmenin öğrencileri camiye götürmesinin devletin laik niteliğine eğitim yoluyla saldırı olduğunu iddia ederek, “Bu suçtur. Çünkü bu tür etkinlikler öğrenciyi dini inançlarını açıklamaya zorlamaktır. Velileri öğretmen ve okul yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunmaya çağırıyorum” dedi.

İŞTE TÜRKİYE’DE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI VE YASAK İÇİN MÜCADELE

Türkiye’de başörtüsü yasağı ne zaman kalktı?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız