Danıştay Ayasofya kararını verdi! Karar 15 gün içinde açıklanacak!

19

Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 1934 yılında verilen Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay 10. Dairesine açılan davada karar verildi. Danıştay kararını 15 gün içinde açıklayacak.

DURUŞMADAN NOTLAR

CNN TÜRK muhabiri Mustafa Berber, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Duruşma yaklaşık 17 dakika sürdü. Ayasofya başvurusuna ilişkin Danıştay 10. Dairesi kararını daha sonra açıklamak üzere duruşmayı bitirdi. Danıştay, kararını 15 gün içinde açıklayacak.

Başvuruyu yapan Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği avukatı savunmasını yaptı. Dosyaya ek olarak sunacağı maddeleri sıraladı.

Dernek başkanı tarafından da savunmalar yapıldı ve savunmada vakıfların bir kanunu olduğunu belirtti. O kapsamda da bu davada Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı avukatı ise ‘mahkemenin vereceği karara saygılıyız, takdir mahkemenindir.’ dedi.

KARAR ÖNCESİ SON AŞAMA

Danıştay savcısı, ‘Zaman aşımı söz konusu değildir, o tarihte günümüzdeki vakıflar kanunu henüz yürürlüğe girmemiştir. Eski mevzuata göre işlem tesis edilmiştir. Yönetim bakanlar kuruluna aittir.’ denildi. O tarih itibariyle işlem hukuka uygundur. denildi. İmza konusuyla ilgili de ‘Atatürk’ün 5 bakanlar kurulunda da aynı imzası vardır.’ denildi. Duruşma savcısı ‘Karar vermek bakanlar kurulunun kararıdır’ dedi. Duruşma savcısı, bakanlar kurulunun yani ibadete tekrar açılma kararının bakanlar kurulu tarafından verilebileceğini, başvurunun ise reddedilmesi istedi.

Ayasofya’nın müze mi yoksa yeniden cami olarak açılmasına dair karar günü geldi. Danıştay 1934’te müzeye dönüştürülen Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılıp açılmayacağına 2 Temmuz 2020’de karar verecek.

Danıştay 10. Dairesi, Türkiye’nin merakla beklediği kararı yasa gereği bugün gün içinde ya da takip eden 15 gün içerisinde açıklayabiliyor.

Bugünkü duruşmada davayı açan “Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği”nin iddiaları dinlenecek. Danıştay, Bakanlar Kurulu Kararı’nı iptal ederse Ayasofya 89 yıl sonra yeniden cami olacak.

Danıştay savcısı, görüşünde, Ayasofya’nın müze olarak kullanılmasının idarenin takdir yetkisinde kapsamında olduğunu ve hukuka aykırılık bulunmadığını kaydetmişti.

Ancak savcı görüşünün karar üzerinde bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’yı müzeye dönüştüren Bakanlar Kurulu kararını hukuka aykırı bulur ve söz konusu kararı iptal ederse, Ayasofya’nın 89 yıl sonra tekrar cami yapılmasının önü açılmış olacak.

İdare Yargılama Usulü Kanunu uyarınca, Danıştay 10. Daire, Bakanlar Kurulu kararının iptaline hükmeder ve bu karar kesinleşirse, kararın 30 gün içerisinde yerine getirilmesi gerekecek.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinde, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez” deniliyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN AYASOFYA İŞARETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi konusunda Danıştay kararını işaret etti.

Haziran başında TRT’nin sorularını yanıtlayan Erdoğan, “Bu ülkenin dinamiklerinde tutuşan yanan bir şey var. Öyleyse şu anda biz hukuk devleti olarak Danıştay’ın kararını bekliyoruz. Karardan sonra atılması gereken adım neyse ona göre gereken adımlar atılır” dedi.

Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de karar ne olursa olsun Ayasofya’nın ibadete açılması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, “2 Temmuz 2020’de Danıştay 10.Dairesi’nin açıklayacağı karar ne olursa olsun, aziz milletimiz Ayasofya’yı kutlu fethimizin simgesi, minber ve mihrabından, duvarlarından çınlayan tekbir seslerine kadar tertemiz alınların secdeye geleceği bir cami olarak görmektedir. Ayasofya Camisi’nin tasarruf hakkı sadece Türkiye’ye aittir… Ayasofya Camisi Müslüman gönüllerle buluşmalı, kapısı ibadete mutlaka açılmalıdır. Kimin ne söylediğinin bir önemi yoktur” dedi.

ATATÜRK’ÜN AYASOFYA İMZASI SAHTE Mİ?

Atatürk’ün Ayasofya’yı müzeye çeviren kararname ile ilgili bakanlar kurulu kararındaki imza konusunda hangi iddialar ortaya atılıyor, iddialarla ilgili kim, ne diyor?

Ayasofya konusunda başlatılmış yargı süreçlerinden birisi olan Danıştay’ın Perşembe günü göreceği davanın konusunu 1934 yılındaki kararın altındaki Atatürk imzasının gerçek olup olmadığı oluşturuyor.

İlk etapta Bursa’da İdare Mahkemesi’nde açılan dava, burada verilen ret kararının ardından 2016 yılında Danıştay’a götürüldü.

Davacı dernek ve başkanı Kandemir, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine dair Bakanlar Kurulu kararının sahte olduğunu öne sürüyor. Bu iddiaya dayanak olarak da bu kararın altında yer alan Atatürk imzasının diğerlerinden farklı olması gösteriliyor.

Bir diğer dayanak noktası da kararın altında imzası bulunan bakanlardan birinin kararın Ankara’da alındığı tarihte İstanbul’da olması. Davacı, Danıştay’a bununla ilgili de belge sunduklarını söylüyor.

ATATÜRK İMZASI SAHTE İDDİASI

Kararın sahte olduğunu savunanlar, bunun Resmi Gazete’de yayınlanmamış olmasını da öne sürüyor. Kararla ilgili bir diğer iddia da numarasını kapsıyor. Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine ilişkin kararın numarası 1589. Ancak bundan ikinci önce yayımlanan bir önceki kararnamenin numarası ise 1606.

Bakanlar Kurulu kararının sahte olduğuna dair iddiaları ortaya atan isimlerden birisi de Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu.

HALAÇOĞLU: BÖYLE BİR SAHTEKARLIK VAR

Halaçoğlu, “Burada kullanılan imza gerçek değil. Bir el Ayasofya’yı müze haline getirmiş ve Atatürk’e mal etmişler. O tarih için Atatürk ismi geçince kimse itiraz edemez diye düşünmüşler. Böyle bir sahtekârlık var işin içinde” dedi.

Tarihçi Murat Bardakçı da kararla ilgili belgede “tuhaflıklar” olduğunu ancak yine de o dönem böyle bir kararın Atatürk’ün bilgisi dışında alınmasının mümkün olmadığını belirtti.

Eylül 2018’de HaberTürk’te yazdığı makalede bu konuyu inceleyen Bardakçı, bakanların imzasının üstünde yer alan “K. Atatürk” imzasında “apaçık bir tuhaflık olduğunu ifade etti.

Ancak Bardakçı, “Atatürk’ün cumhurbaşkanlığının son senelerindeki Bakanlar Kurulu Kararnameleri’nden bazılarını bizzat imzalamadığı, imza yerine kaşesinin basıldığı bilinmekte ve kullanılan kaşeler Ankara’da muhafaza edilmektedir ama Ayasofya Kararnamesi’nin altındaki imzanın kaşesi, yani fizikî şekildeki mührü de elde değildir; üstelik söylediğim gibi bu imzaya yahut kaşeye başka bir evrakta da rastlayamazsınız” diyor.

MEYDAN: ATATÜRK BİR KAÇ GÜN BU İMZAYI KULLANMIŞ

Bir başka tarihçi Sinan Meydan ise Ayasofya kararnamesinde yer alan imzanın yine aynı yıl içerisinde yayımlanmış beş ayrı kararnamede daha görüldüğünü ifade ediyor.

Meydan, 22 Haziran’da Sözcü’ye yazdığı makalede, Ayasofya kararnamesinin yayımlandığı gün, Mustafa Kemal’in Atatürk soyadını aldığı ve bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını beklemeden yeni soyadıyla ilk imzaladığı kararnamelerden biri olduğunu belirtti.

Meydan, “Ayasofya Kararnamesi’nde görülen ‘K. Atatürk’ imzasının klasik ‘K. Atatürk’ imzasından farklı olmasının nedeni, bu imzanın, daha sonra göreceğimiz klasik ‘K.Atatürk’ imzasının ilk şekli, ham hali olmasıdır. Atatürk birkaç gün bu imzayı kullanmış, daha sonra o bildiğimiz klasik ‘K. Atatürk’ imzasını kullanmaya başlamıştır. Cumhuriyet Arşivi’ndeki bazı belgeler, Atatürk’ün 24 Kasım 1934 ile 27 Kasım 1934 tarihleri arasında bazı kararnameleri, Ayasofya Kararnamesi’nde gördüğümüz o ‘K. Atatürk’ imzasıyla imzaladığını kanıtlıyor” dedi.

AYASOFYA İÇİN DAHA ÖNCEKİ MAHKEME KARARLARI

Bu dava, Ayasofya hakkında başlatılmış tek yargı süreci değil. Daha önce de benzer girişimler olmuş ancak yargıdan Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda olumlu bir sonuç çıkmamıştı.

Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya konusunda ilk davayı 2005 yılında açtı. Bu davada da yine 1934 tarihli kararnamenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talep edildi ancak Danıştay 10’uncu Dairesi bu istemi reddetti.

YARGITAY 2008 VE 2018’DE TALEPLERİ REDDETTİ

2008 yılında yapılan bir başka girişim de yine aynı daire tarafından Ayasofya Camisi’nin müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Daire’nin bu kararını onamıştı.

Dernek, 2016’da tekrar Danıştay’a dava açmıştı. Dernek ayrıca, bu dönemde Anayasa Mahkemesi’ne “din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği” gerekçesiyle bireysel başvuru da yaptı.

2018 yılında Anayasa Mahkemesi ise Ayasofya’nın namaz kılınması için ibadete açılması talebini reddederek, başvuruyu “incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez bulmuştu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız