İBB Şeb-i Arus töreninde Türkçe Ezan ve Türkçe Kuran okuttu!

0
36

Sözde Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi anmak için İstanbul’da Şeb-i Arus töreni düzenleyen CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkçe Kur’an-ı Kerim Aşr-ı Şerif’i okuttu. Ayrıca törende bu zamana kadar hiç görülmemiş şekilde kadınlar ve erkekler karışık sema yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) de, Mevlana’nın 747. vuslat yıldönümü dolayısıyla önceki gün bir Şeb-i Arus töreni düzenledi. Evrensel Mevlâna Âşıkları Vakfı (EMAV)‘nın gerçekleştirdiği tören Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapıldı. Ancak, sosyal medyadan canlı yayınlanan etkinlikte 700 yıllık Mevlevilik gelenekleri yerle bir edildi.

Mevlevi ayini olarak bilinen zikir, kadın ve erkek semazenler tarafından aynı anda birlikte icra edildi. Yeni Şafak’ın haberine göre, programda Kuran’ı Kerim Aşr-ı şerifin Türkçe okunmasının yanı sıra girişteki naat kısmı Farsça aslından değil, usule aykırı olarak Türkçe okundu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesaplarından paylaştığı etkinliğe birçok kişi büyük tepki gösterdi.

Akıllara CHP’nin Arapça ezan ve Kur’an-ı Kerim okunmasını yasaklattığı, tekke ve dergahları kendi istediği gibi kullandırttığı baskıcı yılları getiren bu rezilliğe birçok isim tepki gösterdi.

KONYA BELEDİYE BAŞKANINDAN MEVLANA SÖZÜ İLE TEPKİ

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, İBB’nin skandal Şeb-i Arus programına Mevlana’nın sözü ile cevap verdi.

Başkan Altay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kulandı; “Ben yaşadığım sürece Kur’an’ın kölesiyim, Muhammed Mustafa (SAV)’nın yolunun tozuyum. Kim benden bunun dışında bir şey naklederse o sözden de o sözü söyleyenden de şikayetçiyim.

Vuslat, Allah’a kavuşmaktır,
gerisi lafü güzaftır.
Şebi-i Arus Konya’dır,
gayrısı heva vü hevestir.”

FAHRETTİN ALTUN’DAN İBB’TE YEPKİ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, İBB’nin Şebiarus Töreni’nde Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okunmasına tepki göstererek, “İslam’ın kaideleri ‘hoşgörü’ kelimesi altında içi boşaltılacak değerler değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Şebiarus Töreni’nde Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okunmasına tepki gösterdi.

Türkiye’nin yaşamış olduğu onca badireye, inanç hürriyetine getirilen onca engelleme ve kısıtlamaya rağmen, bu toprakların değerlerine inanmış kadrolar tarafından uzun yıllar süren meşakkatli mücadelenin ardından yeniden hoşgörü ve demokrasi diyarına dönüştürüldüğünü belirten Fahrettin Altun, şunları kaydetti:

“Hoşgörü denildiği zaman akla ilk gelen bu toprakların sönmeyen kandili Hazreti Mevlana’nın vuslat gecesinde, ne yazık ki bizlere geçmişin kötü hatıralarını yeniden hatırlatacak kahredici bir olay vuku bulmuş, Kur’an’ı Azim’e ve Hz. Mevlana’ya büyük bir saygısızlık yapılmıştır. İlahi kelamı nüzuluna aykırı bir biçimde, özünden koparırcasına, sözde sema gösterisi eşliğinde Türkçe okumak ‘hoşgörü’ kelimesiyle ifade edilecek bir olay değildir.

Hoşgörü, her inancı özü ve şekli itibarıyla olduğu gibi kabul etmek ve saygı duymaktır. İslam, özü ve şekliyle bir bütündür. İslam’ın kaideleri ‘hoşgörü’ kelimesi altında içi boşaltılacak değerler değildir. Bu saygısızlığa sessiz kalamayız. Bu saygısızlığın hangi hesaplarla yapıldığını çok iyi biliyoruz. Despotik, baskıcı, yasakçı ve her türlü değerin silindiği karanlık geçmişlerini özleyenlere açıkça söylüyoruz, Türkiye ne pahasına olursa olsun özlemini çektiğiniz o karanlık günlere hiçbir zaman dönmeyecektir.”

FAHRETTİN ALTUN’DAN TÜRKÇE EZANI SAVUNAN SÖZCÜ YAZARINA TEPKİ

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Hazreti Mevlana’nın vuslat yıl dönümü törenlerinde ezanı Türkçe okutan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Altun “İlahî kelamı nüzûluna aykırı bir biçimde, özünden koparırcasına, sözde semâ gösterisi eşliğinde Türkçe okumak “hoşgörü” kelimesiyle ifade edilecek bir olay değildir. Hoşgörü, her inancı özü ve şekli itibarıyla olduğu gibi kabul etmek ve saygı duymaktır. İslâm, özü ve şekliyle bir bütündür. İslâm’ın kaideleri “hoşgörü” kelimesi altında içi boşaltılacak değerler değildir.

Bu saygısızlığa sessiz kalamayız. Bu saygısızlığın hangi hesaplarla yapıldığını çok iyi biliyoruz. Despotik, baskıcı, yasakçı ve her türlü değerin silindiği karanlık geçmişlerini özleyenlere açıkça söylüyoruz; Türkiye, ne pahasına olursa olsun özlemini çektiğiniz o karanlık günlere hiçbir zaman dönmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Sözcü yazarı Sinan Meydan, Altun’un paylaşımını alıntılayarak “İmamı Azam Ebu Hanife bile ilahi kelamın başka dillere çevrilebileceğini söylerken, pek çok ilahiyatçı “asl olan lafız değil manadır” derken, bizzat Kuran’da “anlayarak okumanın” önemine işaret edilirken, dinin anlaşılmasından korkup Arapçayı kutsamak nedir? Bizim dilimiz Türkçedir” şeklinde skandal bir yorum yaptı.

Altan bunun üzerine Sinan Meydan’a da tepki göstererek “İşte Ezan-ı Muhammedi’yi yasaklayan zihniyet! Belli ki niyet aynı. Bu kadar savunma hiç de hayra alamet değil. “Allah-u Ekber” ile başlar mübarek ezan. “Tanrı uludur” diye başlamaz. O zulmü bu toprakların, bu vatanın evlatları unutmadı. Özür dileyeceğinize hayal kuruyorsunuz!” karşılığını verdi.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NDAN TÜRKÇE EZAN VE KURAN TEPKİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığı, kadın-erkek semazenlerin bir arada gösteri yaptığı ve Kuran-ı Kerim’i ve ezanı Türkçe okutmak garabetini gösteren CHP’li İBB yönetiminin düzenlediği şeb-i arus törenine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada ‘Başka lafızlarla ifade edilen mana Kur’an değildir. Kur’an lafzı ve manasıyla mucizedir. Ezanın asli şekli dışında başka bir dille okunması caiz değildir.’ denildi.

Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklama şu şekilde;

Son günlerde kamuoyunda ezanın Türkçe okunması, Kur’an mealinin Kur’an gibi tilâvet edilmesi ve bu bağlamda Türkçe ibadet konularının tartışıldığı müşahede edilmekte ve başkanlığımıza konuyla ilgili çokça soru ulaşmaktadır. Bunun üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği doğmuştur.

“KUR’AN-I KERİM, HEM LAFZI HEM MANASI İLE KUR’AN’DIR”

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, Arapça olarak indirilmiştir. (Yusuf, 12/2; Zuhruf, 43/3). Kur’an-ı Kerim, hem lafzı hem manası ile Kur’an’dır. İndirildiği lafızların dışında, Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana Cenab-ı Hakk’ın kelâmı değil, mütercimin ondan anladığı manadır. Bu itibarla bu lafızlardan anlaşılan ve başka lafızlarla ifade edilen mana Kur’an değildir. Kur’an lafzı ve manasıyla mucizedir. Kur’an’ın Arapça olduğunu ifade eden ayetlerden, sadece mananın değil, lafızlarının da Kur’an kavramının içeriğine dâhil olduğu açık ve kesin bir şekilde anlaşılmaktadır.

Kur’an’ın tercümesine Kur’an denilemeyeceği ve tercümesinin Kur’an hükmünde olmadığı konusunda İslâm âlimleri görüş birliği içindedir. Yüce Rabbimizin öğütleri ve buyruklarını öğrenmek maksadıyla, Kur’an-ı Kerim’in meal ve tefsirlerini okumak gerekli olmakla birlikte okunan bu tercümelerin Kur’an olarak isimlendirilmesi caiz olmadığı gibi mealin Kur’an yerine okunması da doğru değildir. İbadet olarak okunduğunda Kur’an aslî lafızlarıyla okunmalıdır. Kur’an’ın meal, tercüme ve tefsirlerini okumanın hükmü başka, bu tercümeleri Kur’an yerine koymanın ve Kur’an hükmünde tutmanın hükmü ise bambaşkadır.

Namaz ibadetinde Kur’an’ın asli haliyle okunması ile kişinin kendi dilinde dua edebilmesi birbiriyle karıştırılmamalıdır. Çünkü namaz farz olan ve sahih olarak yerine getirdiğimizden emin olmamız gereken bir ibadettir. Bu nedenle namazın rüknü olan Kur’an kıraati ancak orijinal lafızlarıyla okunduğunda bu farz yerine getirilmiş olur. Namazda Kur’an kıraati icmâ ile farz olduğu ve meallerin hiç birine yine icmâen Kur’an denilemeyeceği için namazda Kur’an meali ile kıraatte bulunulması İslâm ümmetinin ittifakıyla meşru görülmemiştir. Nitekim 9 Ramazan 1324/23 Mart 1926 tarih ve 743 numaralı Müşavere Hey’eti ve Din İşleri Yüksek Kurulumuzun 04.12.1997 tarih ve 103 sayılı kararında da bu husus açıkça ifade edilmiştir.

Sözleri bizzat Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünneti ile sabit olan ezan İslâm dininin şiarı ve Müslüman varlığının/kimliğinin bir göstergesidir. İslâm inancının temel esaslarını içeren ve İslâm toplumunun ortak değeri olan ezan, aynı zamanda, İslâm birliğinin ve tevhîdin sembolüdür.

“EZAN HEM NAMAZ HEM DE İSLÂM İÇİ BİR ÇAĞRIDIR”

Mâna ve muhtevası bakımından ezan hem namaz hem de İslâm için bir çağrıdır. Yani ezan vasıtasıyla insanlar bir taraftan namaza çağrılırken diğer taraftan Allah’ın varlığı, birliği, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) O’nun elçisi olduğu ve asıl kurtuluşun (felâh) âhiret mutluluğunda bulunduğu gerçeğini dile getirmektedir.

Ezanın aslî halinin dışında herhangi bir dil ile okunacak çağrının, İslâm âlimleri ve dünya Müslümanları nezdinde ezan olarak itibarının olmadığı muhakkaktır. Nitekim İslâm alimleri Arapça dışında okunacak bir çağrının ezan olarak nitelenemeyeceğini, örneğin Farsça olarak okunacak sözlerin ezan olarak sahih olmadığını belirtmişlerdir. (İbn Abidin, Reddü’l-muhtâr, I, 383.)

EZANIN ASLI ŞEKLİ DIŞINDA BAŞKA BİR DİLLE OKUNMASI CAİZ DEĞİLDİR

Ezanın özgün şekliyle okunması gerektiği konusunda 15 asırlık bir gelenek ve ittifak söz konusudur. Ezan, İslâm’ın şiarı ve namaza davet olduğundan değişik dilleri konuşan Müslümanların hepsine bu davetin ulaştırılması, ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap etmekle olur ki, bu da ezanın bilinen asli lafızlarıyla yani Arapça olarak okunmasıyla gerçekleşir (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 383). Bu itibarla ezanın asli şekli dışında başka bir dille okunması caiz değildir.

“SAFSATANIN KABUL EDİLEBİLİR HİÇBİR YANI YOK”

İBB’nin düzenlediği; kadın-erkek semazenlerin bir arada gösteri yaptığı ve Kur’an’ın Türkçe okunduğu şeb-i arus törenine tepkiler devam ediyor. HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Elibüyük, “Safsatanın kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Manevi değerleri usulünden arındırmak koca bir ayıptır” ifadelerini kullandı.

HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği şeb-i arus törenine tepki gösterdi. Elibüyük, kadın-erkek semazenlerin bir arada gösteri yaptığı ve Kur’an’ın Türkçe okunduğu törenle ilgili, “Safsatanın kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Manevi değerleri usulünden arındırmak koca bir ayıptır” dedi. Elibüyük, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“İBB’nin Mevlana’nın vefat yıldönümü münasebetiyle yapmış olduğu anma safsatasının kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur.

Sözde anma töreninde kadın-erkek semazenler bir arada gösteri yaparken Kur’an ise Türkçe okundu.

Manevi değerleri usulünden arındırmak koca bir ayıptır.”

“TAMAMEN SİYASAL”

Klasik Türk Müziği Sanatçısı Neyzen Ender Doğan, Sema törenlerinin kadın erkek karışık olmasının hiçbir gelenekte olmadığını vurgulayarak, “Gelenek içerisinde Cumhuriyet sonrasında bazı gruplar olmuştur ama bu gruplar gerek inanç noktasında gerek tasavvufi noktasında gerekse tarikat adabı noktasında ana çizginin uzağında bulunmuştur. Kadın erkek sema işi hiç yok hiçbir zamanda onaylanamaz. Rahmetli Emin ışık hocamıza sorduğumuzda kesinlikle bunun doğru olmadığını söylemişti” dedi.

Türkçe ezan döneminden beri böyle bir durumun asla olmadığını kaydeden Doğan, “Kuran’ın Türkçe okunması olayı da tamamen siyasal bir bayrak açmadır. Bilinçli olarak bir fitne hareketinin başlatıldığını düşünüyorum. Bu tek partili dönemin o zihniyetin böyle bir hortlamasına ve tekrar ortaya çıkmasına yönelik deneme olarak görüyorum. Ya birileri tarafından destekleniyorlar ya da fütursuzca iş yapıyorlar” diye konuştu.

“İSLAMDA BÖYLE BİR ŞEY YOK”

Değiştirilen geleneklerin zamanla yozlaşarak yok olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Dr. Ubeydullah Sekizli, “İslam’da hiçbir şekilde böyle kadın erkek beraber ibadet edemez. Mevlevilik geleneğinde de bazı kurallar var. Kadınlar kendi aralarında Sema edebilir. Memlekette 50 tane sema ekibi varken neden o tercih edilmiş bilmiyorum. EMAV’da kadınlı erkekli sema yapıyorlar ayini Türkçe okuyorlar. Mevlevilikte böyle bir gelenek kesinlikle yok. Görülmemiş bir durum. Türkçe ayinler var ama baştan sona Türkçeleştirilen ayinler yok. Mevlana’nın Divan-ı Kebir’inden etkilenilir genelde. O da Farsça zaten. Bu durum tamamen geleneğe aykırı” dedi.

Tasavvufun siyasete alet edildiğini söyleyen Sekizli, “Bu partilerin Türkçe konusundaki kafasını biliyoruz. Türkçe ezan okutan bir zihniyet. Gelenekte bazı kurallarımız var Arapça ve Farsça birisi din diğeri sanat dilimiz. Türkçeleştirmek bizi bir yere götürmez. Üçü de bir medeniyetin dilidir. Bu dilin üzerinden siyaset yapmak güzel değil. Bu kafalar Mevleviliğe zarar verir” şeklinde konuştu.

VALİLİĞİN GENELGESİ VAR

Kültürel mirasın tahrip edildiğini belirten Kültür Bakanlığı sanatçısı Neyzen Hakan Alvan da, “Bundan birkaç yıl önce İçişleri Bakanlığı Valiliğe genelge gönderdi. Genelgede Mevlâna kültürü içerisinde oluşan değerle ilgili bir format belirlendi. Bu formatın bozulmaması, Mevlevi sema gösterisinin uygun olmadığı yerde yapılmaması kuralı çıktı. Bu töreni yapanların Valilik tarafından ikaz edilmesi gerekiyor” dedi.

GERÇEK MEVLEVİ AYİNİ NASILDIR?

Mevlana’nın vecd ve zevk eseri olarak herhangi bir usul ve kaideye bağlı kalmaksızın zaman zaman yaptığı semâlardan (dönüş) alınan ilhamla, kendisinden sonra düzenlenip geliştirilerek şekillenmiş, diğer tarikatların zikir ve mukabele meclislerine benzer bir zikir toplantısıdır.

“Mukābele-i şerif” adıyla da anılan Mevlevî âyini haftada bir defa İstanbul dışındaki dergâhlarda cuma namazından sonra, İstanbul mevlevîhânelerinde ise haftanın belirli bir gününde öğle veya yatsı namazının ardından mevlevîhânelerin “semâhâne” denilen bölümünde yapılırdı. Ayrıca “ihyâ geceleri” adı verilen kandil ve bayram geceleriyle hilâfet merasimlerinde de âyin icra edilirdi.

Semahın son kısmında Bakara Suresi 115’inci ayet ile başlayarak Kur’an-ı Kerim’den bir bölüm okunur.

Diğer tarikatlarda olduğu gibi Mevlevîlik’te de âyin ve törenlerin sembolik anlamları vardır. Buna göre Mevlevî âyini kıyamet gününü tasvir eder. Mevlevî dervişinin başındaki sikke mezar taşı, tennûre kefeni, sırtındaki hırkası da kabridir. Kâinatı temsil eden semâhânenin sağ tarafı görünen maddî âlem, sol tarafı ise görünmeyen mâna âlemidir (gayb, melekût âlemi). Ney insân-ı kâmili, neyin üflenmesi ölümden sonra sûr sesiyle dirilmeyi anlatır.

SOSYAL MEDYADA TEPKİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz