Mustafa Kemal Atatürk’ün aşkları: Hayatına giren 19 kadın!

12

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına giren 19 kadın tespit edildi. Milliyet ve CNN Türk’ün haberine göre Atatürk’ün manevi kızı olarak bilinen Afet İnan’da bunlardan biri…

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına giren kadınlar, içki içmesi gibi özel yaşamı, siyasi ve askeri hayatının genelde gölgesinde kalmıştır. Atatürk’ün özel hayatında tartışmalardan birisi de manevi kızı olarak bilinen Afet İnan hakkında.

“BÜYÜK ÖNDER’İN MANEVİ KIZI AFET İNAN’I YANINDAN AYIRMADIĞI GÖRÜLÜYOR”

Milliyet Gazetesi’nin 19 Mayıs 2013 tarihinde internet sitesinde, “Tarihi fotoğraflar gün yüzüne çıktı” başlıklı haberde, “Fotoğraflardan birisinde, Atatürk Orman Çiftliği’ndeki bir alanda, yapılan etkinlikler görülüyor. Bazı fotoğraflarda da Zübeyde Hanım’ın yanı sıra Büyük Önder’in, manevi kızı Afet İnan’ı yanından ayırmadığı, son yıllarında ise her fırsatta gençlerle bir araya görülüyor.” bilgisi yer alıyor.

Milliyet Gazetesi 6 Kasım 2001 nüshasında yer alan Önay Yılmaz imzalı ve yazar Mustafa Yeşilyurt’un “Atatürk’ün Gönül Galerisi” adlı kitabına dayandırdığı haber, “Ata’nın kalbini kıran kadınlar” ve aynı gün Posta Gazetesi “Ata ne kadınlar sevdi” başlıklı haberinde “Afet İnan Çankaya ve Dolmabahçe Sarayı’nın nikâhsız hanımefendisi olur” bilgisi yer almaktadır.

“ATA’NIN HAYATINDAKİ ON DOKUZ KADIN”

Atatürkçü ve Milliyetçi kimliği ile tanınan yazar Süleyman Yeşilyurt’un, 2005 yılında yayınlanan “Ata’nın Hayatındaki On Dokuz Kadın” kitabında şu isimler yer alıyor:

“İlk Gözağrısı Müjgan, İlk Sevgili Hatice, Emine, Romen Kızı Fani, Mara Dimitrina, Nicolina, Radoslavof, Elena Akçof, Hilda Christianus, Nazmiye Atiç, Madame Corinne, Matmazel Edith, Fikriye, Beathe Gaulis, Evelyn Barrett, Latife Uşakizade, Madam Baur, Afet İnan, Dora Anna Maria, Zsa Zsa Gabor”

MİLLİYET VE CNN TÜRK LİSTEDEN 2017 YILINDA AFET İNAN’I ÇIKARDI

Yine 29 Ekim 2014’de Milliyet Gazetesi ve CNN Türk internet sitesinde “Mustafa Kemal Atatürk’ün aşkları” başlıklı haberde ‘. Kaynaklarda Atatürk’ün hayatına giren kadınlar’ arasında Afet İnan’da yer aldı. Ancak CNN Türk’teki bu haber 10 Mayıs 2017’de yeniden düzenlenerek Atatürk’ün manevi kızı olarak tanıtılan Afet İnan listeden çıkarıldığı görülüyor.

CNN Türk’te “Mustafa Kemal Atatürk’ün aşkları” haberinde şu bilgiler yer alıyor:

Mustafa Kemal Atatürk’ün özel yaşamı, duygu dünyası, siyasi ve askeri hayatının genelde gölgesinde kalmıştır. Ancak bu konuda da araştırma ve bilgiler yok değil. Latife ve Fikriye Hanımlar bilinse de Atatürk’ün hayatına giren kadınlar pek çok araştırmacının kitaplarında yer almıştır. Kaynaklarda Atatürk’ün hayatına giren kadınlar, “Müjgan, Selanikli Hatice, Şevki Paşa’nın kızı Emine, Romen kızı Fani, Mara Dimitrina, Nicolina Radoslavof, Elana Akcof, Hilda Christianus, Nazmiye Atiç, Madame Corinne, Matmazel Edith, Fikriye, Beathe Gaulis, Evelyn Barrett, Latife Uşakizade, Madame Baur ve Zsa Zsa Gabor…” İşte Mustafa Kemal’in hayatından geçen kadınlar…

MUSTAFA KEMAL’İN SOFYA’DAKİ AŞKLARI

14. yüzyılda Bulgar Devleti’nin Osmanlı hâkimiyeti altına girmesiyle, Sofya da 1382’de Osmanlıların eline geçti. Sofya 19. yüzyılın sonuncu çeyreğine kadar Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında kaldı. Bu arada Sredets şehri 14. yüzyılın sonlarında şehir Sofya ismini alır.

Sofya, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, 4 Ocak 1878’de Rus orduları tarafından Osmanlı egemenliğinden ayrıldıktan sonra, 3 Nisan 1879 tarihinde Bulgaristan’ın başkenti olarak ilan edildi.

Mustafa Kemal, Sofya’da (1913-14) ataşemiliter olduğu yıllarda Vidinli Kurtbey Ailesi’nin güzel kızı Nazmiye Atiç’e evlenme teklifinde bulunmuş, ancak Atiç o günün şartlarında bu teklife sıcak bakmamış.

Sofya’da bulunduğu sırada Mustafa Kemal’in hayatına Hilda Christianus, Harbiye Nazırının kızı Mara Dimitrina, Bulgar Başbakanının kızı Nicolina Radoslavof ve milletvekili Dino Akçof’un kızı Elena Akçof girer. Ancak Mustafa Kemal hiç beklemediği bir anda Nazmiye Atiç ile tanışır ve bu ilişkilerine son verir.

NAZMİYE ATİÇ ATATÜKLE AŞK YAŞADIĞINDA HENÜZ 17 YAŞINDAYDI

1988’de 92 yaşında olan Nazmiye Atiç’in bu ilişkiye ilişkin anlattıkları araştırmacı Mustafa Yeşilyurt’un “Atatürk’ün Gönül Galerisi” adlı kitabında yer alır: “Anneannemle Vidin’den İstanbul’a gidiyordum. Oradan da tıp tahsili için Fransa’ya geçecektim. Henüz 17 yaşındaydım. Sofya’ya uğramıştık.”

Nazmiye Atiç, devam eder: “Mustafa Kemal Sofya’da ataşemiliterdi. Bizi çaya davet etti. Çay masasında bana, anneannemin duymayacağı bir ses tonuyla ‘sizinle evlenmek istiyorum’ dedi, şartlarını dile getirdi.”

ATATÜRK ATİÇ İLE NİKÂHI HOCANIN KIYMASINI İSTEMEDİ

Ama Mustafa Kemal’in şartları vardı. Nazmiye Atiç, anlatır: “Yalnız benim bir şartım var, nikâhımızı hoca değil, Sofya Büyükelçimiz Fethi Bey (Okyar) kıyacak.’ İlk görüşmede evlenme teklifi beni hayli şaşırtmıştı. O günün şartlarında böyle bir teklif, böyle bir nikâh benim kabul edebileceğim bir şey değildi. Çünkü bütün nikâhları imam kıyardı.”

MÜJGAN’IN BUNDAN HABERİ VAR MI?

Bazı kaynaklarda Atatürk’ün ilk göz ağrısının Müjgan olduğu anlatılıyor. Atatürk, askeri okulda okuduğu yıllarda bu aşkını arkadaşı Nuri’den başka kimseyle paylaşmaz. Ancak bir gün Nuri dayanamayıp, “Yetti artık, ‘Müjgan, Müjgan,’ madem bu kadar seviyorsun Zübeyde teyzeme söyle istesin ailesinden Müjgan’ı” deyince Atatürk, şu cevabı verir: “Benim Müjgan’ı tek taraflı sevmem yeterli mi? Kızcağızın haberi bile yok. Bakalım Müjgan beni beğenecek mi?” Çünkü Müjgan’ın bu ilgiden haberi yoktur ve en küçük bir umut ışığı bile vermemiştir.

HATİCE’Yİ İTTİHATÇI OLMASI NEDENİYLE ATATÜRK’E VERMEDİLER

Mustafa Kemal’in Manastır İdadisi’ne kayıt yaptıracağı günlerde Hatice çıkar. Hatice’nin Atatürk’ün yaşamı boyunca hayat arkadaşı olarak düşündüğü yegâne sevgili olduğunu ileri süren kaynaklar vardır. Aralarındaki ilişki Hatice’nin, Atatürk’ün okuduğu tarih kitabının arasına bir karanfil bırakmasıyla başlar.

Zübeyde Hanım, Hatice’yi oğluna ister ancak annesi kızını bir subay adayına vermek istemez. İleride yüzbaşı olduğunda yeniden evlenmek istediği Hatice’yi ailesi bu kez de İttihatçı sicili nedeniyle Mustafa Kemal’e vermek istemez.

MUSTAFA KEMAL ÇALGILI ROMEN KIZI FANİ’YE İLGİ DUYAR

Mustafa Kemal’in gönlünü çalanlardan biri de Selanik Merkez Kumandanı Şevki Paşa’nın kızı Emine’dir. İdadinin son sınıfındayken Emine’ye ders çalıştırdığı sırada gönlünü ona kaptırır. Ancak askeri lise öğrencisi Mustafa Kemal daha sonra Selanik’teki çalgılı kahvelerde tanıştığı Romen kızı Fani’ye ilgi duyar. Böyle olunca da Emine ile ayrılırlar.

BULGAR GENERALİN KIZI ATATÜRK’ÜN YANINDA MİSAFİR KALIR

Mara Dimitrina: Bulgar generalin kız Sofya’da ataşemiliterken Mustafa Kemal ona evlenme teklif eder. Baba ise, “Bir Türk’e kızımı vermektense kafamı koparırım daha iyi” der. Fakat Mara, 1925’te Ankara’ya gelir ve bir ay Mustafa Kemal’in misafiri olur. 74 yaşında da ölür.

Nicoilina Radoslavof: Dönemin Bulgaristan Başbakanı’nın kızı. Uzun boylu, kumral, güzel bir kadındır. Sık sık buluşurlar.

Elena Akçof: Bulgar Milletvekili Dino Akçof’un kızı. Bulgaristan’ın muhtelif yerlerinde buluşurlarmış.

MUSTAFA KEMAL ALMAN PANSİYONCUNUN İKİ KIZIYLA İLİŞKİ KURAR

Hilda Christianus: Atatürk 1913’lerde 1 Sofya’ya ataşemiliter olarak ilk gittiği günlerde Türk büyükelçiliğinde yer olmadığı için Alman asıllı bu pansiyoncunun evinde beş ay kalır. Duygusal bir birliktelik olur.

Matmazel Edith – Madame Corinne: İki kızkardeş. Atatürk’ün Çanakkale ve Sofya’dan onlara mektupları var. İki kardeşle de duygusal ilişkisi var. Burada Matmazel Edith’in kızı Melda Özverin Atatürk’ün ilişkisinin teyzesi Corin’le olduğunu söyler.

Beathe Gaulis: Atatürk, Ankara’da bir ay misafir ettiği Fransız gazeteci. Sonra Fransa’ya geri gönderir…

İSVİÇRELİ BAURLAR’IN KIZI İLE 10 AY BERABER OLURLAR

Madame Baur: Atatürk, Latife Hanım’dan ayrıldıktan sonra Nuri Conker ve Ruşen Eşref ona Çankaya’ya kadın eli değmesi gerektiğini söyler. Ruşen Eşref hariciye kökenli olduğu için İsviçreli saygıdeğer ailelerden Baurlar’ın kızı gelir. On ay beraber olurlar. Misafir ettiği Fransız gazeteci. Sonra Fransa’ya geri gönderir.

Fikriye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ikinci eşi Ragıp Bey’in yeğenidir. 1923’e kadar Çankaya’da yaşayan Fikriye Hanım, Mustafa Kemal’e aşıktır. Narin yapısı nedeniyle hastalıklara dayanıklı değildir. Ciğerlerinden rahatsızlanır ve Münih’e gönderilir.

TAM OLARAK KESİNLİK KAZANMADI: FİKRİYE HANIM ÇANKAYA’DA İNTİHAR ETTİ

Fikriye Hanım, Atatürk’ün Latife Hanım’la evlendiğini öğrenince geri döner. Ancak Latife Hanım onu köşkte istemez ve yavere emir vererek attırır. Tam olarak kesinlik kazanmasa da bunun üzerine Fikriye Hanımın Çankaya Köşkü önünde intihar ettiği ve yaşamına son verdiği belirtilir.

Bir iddiaya göre Fikriye hanım, Mustafa Kemal’den hediye olan gümüş tabancasıyla kendisini kalbinden vurdu.

SIR ÖLÜM: MEZARI BİLE BELLİ DEĞİL

Bazı söylentilere göre de köşkü terketmek üzereyken vurulmuştu. Sır dolu ölümünden sonra isimsiz bir mezarlığa gömüldü.

Can Dündar, Fikriye’nin Etnografya Müzesindeki Atatürk heykelinin altında gömülü olduğunu iddia etti. Can Dündar, Fikriye’nin Etnografya Müzesindeki Atatürk heykelinin altında gömülü olduğunu iddia etti.

Salih Bozok’un notlarında ise Kuğulu Parka defnedildiği belirtiliyordu. Mezarının yeri bile belli olmayan Fikriye Hanım, ardında cevabı bulunamayan pek çok soru bıraktı…

İLK VE TEK NİKÂHLI EŞİ İZMİRLİ LATİFE HANIMDIR

İzmir’in tanınmış ailelerinden Uşakizade Muammer Bey ile Adeviye Hanım’ın kızı olan Latife Hanım, Atatürk’ün ilk ve tek evlendiği kadındır. İstanbul Arnavutköy Amerikan Kolejinde ve Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde öğrenim gören Latife Hanım ile Mustafa Kemal, 29 Ocak 1923’te evlenip, 5 Ağustos 1925’te ayrılır ve iki buçuk yıl evli kalırlar.

ORDU İZMİR’E GİRDİĞİNDE MİSAFİR OLDUĞU KÖŞKTE TANIŞIR

Ordu, İzmir’e girdiğinde Mustafa Kemal’i köşklerinde ağırlar ve orada tanışırlar. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir ile Mustafa Abdülhalik Renda ve Salih Bozok’un şahitliğinde nikâhlanırlar, geleneklerin aksine nikaha gelin de katılır; 8 ay sonra ise nikah kadıya tasdik ettirilir. Latife Hanım, 12 Temmuz 1975’te İstanbul’da 76 yaşındayken göğüs kanserinden hayatını kaybetti.

“MUSTAFA KEMAL İLE RÜYA GİBİ BİR GECE GEÇİRDİM”

Doğan Uluç’un 3 Şubat 2005’de Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan haberinde biri İngiliz diğeri Amerikalı iki kadın yazar, Kurtuluş Savaşı’nı Türkiye’de izlerken tanıştıkları Mustafa Kemal ile ilişkilerini roman haline getirmişlerdi.

Zsa Zsa Ga­bor Mustafa Kemal Atatürk ile ilişkisini şu şekilde anlatır:

“O TARİHTE 15 YAŞINDAYDIM”

“İlk kocam Burhan Belge Türk idi. Budapeşte Büyükelçisi iken evlendik, Simplon Ekspresi’yle balayımızı geçirmek üzere Türki­ye’ye gittik. O tarihte 14.5 yaşınday­dım. Ankara’da bir süre kaldık. Bur­han ile balo ve davetlere giderdik. Bir keresinde beni Mustafa Kemal ile tanıştırdılar. Mavi gözlerindeki cazibe aklımı başım­dan aldı. Dansa kalktık, rüya gibi bir gece geçirdim.

ATATÜRK’E TAKDİM EDİLDİM: TÜRKİYE’NİN KURTARICISI O GECE KIZLIĞIMI ALMIŞTI

Türkiye’de peçeyi kaldıran, Tanrı gibi sevilen Kemal Atatürk’e takdim edilmiştim. Bir gün haber gönderip Ankara’da villasına çağırınca gittim. Dansözler oynamaya başladı. Afyon yutup rakı içtim. Hatırladığımda rüya gördüğümü veya afyon sisi, rakı uyuşukluğu içinde olduğumu san­dım. Tek bildiğim Türkiye’nin kur­tarıcısı o gece kızlığımı almıştı. Son­ra altı ay süreyle her çarşamba villayı ziyaret ettim.”

“MUSTAFA KEMAL’İN BİLİNMEYEN KADINLARI”

Sabah Gazetesi’nin 11 Ekim 2013 tarihli sitesinde “Mustafa Kemal’in bilinmeyen kadınları” başlıklı haberde yazar Ankaralı araştırmacı Süleyman Yeşilyurt, son kitabı ile ilk defa ortaya koyduğu bilgilerle ‘tabuları yıkıyorum’ dedi.

Aktuel.com.tr Özel Haberi olduğu aktarın haberde, Afet İnan ile ilgili iddialarda oldukça ilginçti. Haberde şu bilgiler yer alıyor:

‘DOLMABAHÇE’NİN NİKAHSIZ HANIMEFENDİSİ!’

Afet İnan: Atatürk’ün sadece manevi kızı değil, Latife Uşakizade’den sonra Çankaya ve Dolmabahçe’nin nikâhsız hanımefendisidir.

Başka neleri ‘ilk kez’ açıkladınız?

– Fikriye’nin, Atatürk’ün sevgilisi Evelyn Barrett’ı tehdit etmesi… Kavaklıdere’deki evinde silah çekiyor ve “Amerikan kahpesi, Mustafa Kemal’imden beni sen ayırdın” diyor. Barrett’in hatıraları Catherlne Gavin tarafından 1922’de İngilizce’de yayımlandı. Bu diyalogları oradan aldım.

Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’la ilgili yazdıklarınız da ilginç…

– Sabiha Gökçen’le geçen yıl ölmeden önce Ankara Tunalı Hilmi’deki evinde görüştüm. “Ona Afet Abla diyorsunuz ama Mustafa Kemal’le bir birlikteliği var mıydı” diye sorduğumda, “Evet, olabilir ama her doğru söylenmez” dedi. Bunu Sabiha Gökçen’le birebir konuştum, inatçı araştırmacıyımdır. Afet inan’ın babası milletvekili, kendisi muallim. Manevi evlat kimdir? Manevi bakıma ihtiyacı olan kişi. Bunları yazarak tabuları yıkıyoruz.

Yıktığınız başka tabu?

– Uzaklardan gelen sevgili Mara Dimitrina 1913’te Atatürk’ün Sofya günlerinde birlikte oluyorlar. (Bu İlişkiyi Bulgar yazar Liliana Serafimova kaleme almış ve kitap “Mustafa Kemal ve Miti Kovaçeva: Umutsuz Bir Aşkın Öyküsü” adıyla Doğan Kitapçılık’tan yayımlanmıştı.)

“EVLİ OLAN MARA ANKARA’YA GELİP BİR SÜRE KALIYOR”

1925’te Atatürk’ün daveti üzerine Cumhuriyetin ikinci kuruluş yıldönümünde evli olduğu halde Ankara’ya tekrar geliyor Mara. Ankara’daki Ziraat Mektebi’ndeki lojmanda ve Direksiyon Binası’nda kalıyor. Atatürk de bu iki yerde bir süre kalıyor. O yıllarda Latife Uşakizâde ile evli ve Latife Hanım’ın Mara’nın gelişinden haberi yok.

Zaten kısa bir müddet sonra, 25 Ağustos 1925 günü Atatürk Latife’den ayrılıyor. Mara da Sofya’ya döndükten sonra doktor eşi Vasil’den boşanıyor, milletvekili Simeon ivanof’la evleniyor. Konsolos Slavov sayesinde öğrendim bunları.

MUSTAFA KEMAL EVLİ OLAN EVELYN’E EVLİLİK TEKLİFİ EDER

Bir de gazeteci Evelyn Barrett var. Uşak’ın kurtuluşu 1 Eylül’dür. Fakat Yunan Başkumandanı, Nurettin Paşa tarafından Uşak’ın bir köyünde önceden esir alınır. Mustafa Kemal, Uşak’taki Bacakzadelerin konağında, başkumandan Trlkopis’in kılıcını teslim alırken Amerikalı gazeteci Evelyn’i de davet eder. Bir gece önce de Evelynie bu binanın karşısındaki evde kalmıştır. Mustafa Kemal ona evlilik de teklif eder ama Evelyn yan çizer, çünkü evlidir.”

ATATÜRK’ÜN AŞKLARI 1937’DE FİLM OLUYORDU

Vatan Gazetesi’nin 14 Nisan 2008’de gazetevatan.com sitesinde yer alan haberde Atatürk’ün aşklarının film yapılma planı olduğu ortaya çıkıyor. “Atatürk’ün bilinmeyen aşkları” başlıklı haberde şu bilgiler yer alıyor:

Atatürk’ün iki aşkı olduğunu bilinir; birincisi Fikriye, diğeri Latife Hanım ancak…

“BEN BİR İNKILAP ÇOCUĞUYUM”

Münir Hayri Egeli ile 1937 yılında kaleme aldığı ve yeni ortaya çıkarılan Ben Bir İnkıláp Çocuğuyum adlı filmin senaryosunda Atatürk; Emine, Hatice, Makedonyalı Eleni, Naciye’den de bahsediyor. Atatürk’ün bu senaryosu yakında filme çekilecek

Mustafa Kemal Atatürk’ün geçen hafta bilinmeyen bir yönü, bir film senaryosu yazdığı ortaya çıktı.

Atatürk bu senaryoyu dönemin sinemayla ilgilenen en ünlü siması Münir Hayri Egeli’nin yazdığı senaryo üzerinde kendi el yazısıyla tashih ve yazıya uzun eklemeler yapmış.

ATATÜRK’ÜN 1937 VASİYETİNDE SENARYONUN FİLME ÇEKİLMESİNİ İSTEMİŞ

Tarihçi-yazar İsmet Bozdağ senaryonun varlığını doğruluyor ancak senaryoyu Atatürk’ün değil, Münir Hayri Egeli’nin yazdığını iddia ediyor. Ama Milli Kütüphane’de Atatürk’ün 1937 tarihli vasiyetinde senaryonun filme çekilmesini istemiş.

Bütün masrafların da kendisi tarafından karşılanacağını belirtmiş. Ancak Atatürk’ün bir yıl sonra hayattan ayrılmasıyla senaryo da hayata geçememiş.

DÖRT AŞK HİKAYESİ VAR

Filmin adı belli: Ben Bir İnkıláp Çocuğuyum. Yönetmeni de belli: Biray Dalkıran. Bu hafta gösterime giren Cennet filmiyle adı gündeme gelen yönetmen Biray Dalkıran Atatürk’ün vasiyeti olan bu filmi çekecek olmaktan dolayı çok mutlu. İlknur Kalıpçı kendisine projeden bahsettiğinde çok heyecanlanan Dalkıran ‘Atatürk’ün senaryonun filme çekilmesini vasiyet ettiğini öğrendiğimde ‘Bu filmi kesinlikle ben yapmalıyım’ dedim. Bu vasiyeti yerine getirecek olmak benim için büyük bir gurur’ diyor.

Herkes gibi kendilerinin de Mustafa Kemal’i sadece devlet adamlığı ve askerliğiyle tanıdıklarını anlatan Dalkıran ‘Meğer bilmediğimiz pek çok yönü varmış. Bizim de senaryoda en çok özel hayatı ilgimizi çekti. Herkes Atatürk’ün iki aşkı olduğunu bilir ama meğer dört aşkı daha varmış. Mesela Emine, Hatice, Makedonyalı Eleni, Naciye varmış. Kitapta ondan da bahsetmiş. Zaten filmi de bu aşk hikayesiyle başlatmak istiyoruz’ diyor.

MUSTAFA KEMAL’İN ARAP AŞKI

Atatürk’ün hayatına giren isimlerden biri de Mısırlı ünlü şarkıcı Müniretü’l Mehdiye’dir. “Tarab Sultanı” olarak anılan Münire, 1884 yılında doğmuş ve 1965 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Münire’nin çıktığı kulüp, çok sayıda tanınmış politikacı, üst düzey asker ve gazetecinin bir araya geldiği mekân olmuştu.

1912 yılında Trablusgarp muharebesi sonrası Kahire’ye uğrayan Mustafa Kemal, “Nüzhetü’n Nüfus”ta Müniretü’l Mehdiye’yi dinlemişti. Hatıralarını anlattığı birçok gazete ve kitapta Münire, Mustafa Kemal ile ilk karşılaşmasını şöyle anlatır: “Yine sahneye çıktığım bir günde, ön safta icra ettiğim şarkıları beğenen ve sık sık alkışlar çalan biri vardı.

Tebessümlerinden şarkılarımdan mutlu olduğunu anlamıştım. Onun bir Türk askeri olduğunu öğrendiğimde Türkçe kupleler de okudum. Sonra teşekkür için sahneye yaklaştı; “Müsaadenizle size kendimi tanıtmak istiyorum… Ben Binbaşı Mustafa Kemal…” dedi. Ben de “Sizinle tanışmaktan onur duydum sayın Binbaşı… Umarım şarkılarımı beğenmişsinizdir?” dedim. O da gülerek; “Hayır… Onun için yarın tekrar geleceğim!!” dedi.”

Mustafa Kemal o günden sonra birkaç gün daha gider kulübe ve Münire’nin sesinin şerefine peşi sıra şampanyalar patlatır. Fakat orada biri daha Mustafa Kemal’in ilgisini çeker. Nüzhetü’n Nüfus’ta sahne alan Yahudi rakkase Liza’dır o kişi. Münire, Mustafa Kemal’in Liza’ya ilgisini kıskanır ve ikisini ayırmak için birçok çaba sarf eder. Fakat bunda başarılı olamaz.

Yine gecelerden bir gece Mustafa Kemal kulübe gider. Liza koşarak Mustafa Kemal’in yanına oturur. Bunu gören Münire de hiçbir şey söylemeden gider ikisinin arasına oturur. Liza da hızlı bir şekilde ayağa kalkıp Münire’ye tokat atar. Bu olayın tüm detayları Dr. Retibe el-Hafni’nin kaleme aldığı “Sultan Müniretü’l Mehdiye” adlı kitapta geçmektedir.

Bu olaydan yıllar sonra, 1928 yılında, Müniretü’l Mehdiye bu kez Türkiye’den konser için bir davet alır. Davete icabet eden Münire, İstanbul’a geldiğinde dönemin ünlü gazetelerinden “İkdam” manşetten büyük harflerle okuyucularına bunu duyurur. Gazete Münire’ye “Türkiye’ye hoş geldin” der ve ziyaretinden dolayı teşekkür eder ve kalış süresini uzatmasını talep eder.

Kendisini Türkiye’ye davet eden “Atatürk”ün yıllar önce Kahire’de tanıştığı Binbaşı Mustafa Kemal olduğunu öğrenince şok yaşar. Ayrıca sahne aldığı aynı kulüpten arkadaşı Yahudi rakkase Liza’nın orada olması ise onu daha bir şoke eder. Münire’nin yaşadığı şaşkınlığa tebessüm eden Mustafa Kemal Atatürk, “Liza eşim değil sadece arkadaşım” der.

8 Ağustos 1928’de Sarayburnu’nda Cumhuriyet Halk Fırkası’nın organize ettiği konserde, Caz Bandın dans müzikleri çalınır, Mısırlı Müniretü’l Mehdiye Arapça şarkılarını söyler ardından da Eyüp musiki cemiyeti kürdili-hicazkar faslını seslendirir. Konser bitimine yakın kızan Atatürk, Münire’nin yeniden sahne almasını ister. Münire sahnede Arapçanın yanı sıra bu kez Türkçe şarkılar da icra eder. Saatlerce sürer bu icra.

Daha sonra sahneye çıkan Atatürk, “Melek sesi ve nadir yetenekleri ile beni Arap müziğine aşık kıldı” dediği Münire’ye devlet madalyası takar ve ardından Alaturka müziğinin geleceği açısından da önemli olan, şu konuşmayı yapar: “Bu gece, burada, güzel bir tesadüf eseri olarak Şark’ın en mümtaz iki musiki heyetini dinledim. Bilhassa sahneyi birinci olarak tezyin eden Müniretü’l Mehdiye hanım sanatkarlığında muvaffak oldu. Fakat benim Türk hissiyatım üzerinde artık bu musiki, bu basit musiki, Türk’ün çok münkeşifruh ve hissini tatmine kâfi gelmez. Şimdi karşıda medeni dünyanın musikisi de işitildi. Bu ana kadar Şark musikisi denilen terennümler karşısında kansız gibi görünen halk, derhal harekete ve faaliyete geçti. Hepsi oynuyor ve şen şatırdırlar, tabiatın icabatını yapıyorlar…”

“ÇAPKIN BİR ADAM OLDUĞU İZLENİMİ DE VERİYOR”

Posta Gazetesi’nin 15 Eylül 2018 tarihli sitesinde yer alan “Aşkları, zevkleri, sözcükleriyle Mustafa Kemal” haberde Mustafa Kemal’in çapkın olduğuna dikkat çekiliyor. İlgili bölümde şunlar yer alıyor:

Kapsamlı biyografik çalışmalarıyla tanınan yazar İpek Çalışlar ile kitabı ‘Mustafa Kemal Atatürk, Mücadelesi ve Özel Hayatı’nı konuştuk.

“15 GÜN KALACAĞI MEKANI BİLE BAŞTAN YARATIRMIŞ”

Hayatı her anda istediği gibi şekillendirmeye önem veriyor sanırım…

Evet. Ayrıntıcı ve estetiğe çok önem veriyor. Yaşadığı yeri ya güzelleştirmeye ya da değiştirmeye çalışıyor. 15 gün kalacağı mekanı bile baştan yaratırmış. Karlstad’a tedaviye gittiğinde önce kullanacağı ofisi ve daireyi düzenliyor, sokağa çıkıp çeşitli çiçekler alıyor. Sonra gezip o çiçeklerin koyulacağı kristal vazoları da buluyor… Böyle biri. Pek çok insan bu ayrıntılara meraklı olmayabilir ama o, çevresinde hep güzellik olsun istiyor.

“KOLAY AŞIK OLUYOR VE KOLAY VAZGEÇİYOR”

Anlattıklarınız çapkın bir adam olduğu izlenimi de veriyor.

Öyle diyebiliriz. Kolay aşık oluyor ve kolay vazgeçiyor. Kadınların yaşça kendisinden büyük olmasını mesele etmiyor. Zekalarına, zevklerine, düşüncelerine önem veriyor. Saygı duyacağı kadınları istiyor. Dikkatini çeken kadınlar özellikle iyi şarkı söylüyor, iyi piyano çalıyor, iyi konuşuyor ve kültürlüyse onları çok beğeniyor. Güzellik anlayışını pek bilmiyoruz açıkçası… Latife’nin dünya güzeli olmadığını söylüyor. Ama alımlı bir kadın. Onun aklına fikrine, güzel konuşmasına, bilgisine de çok değer veriyor.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız