Osmanlı’dan günümüze İstanbul çeşmeleri! 1927’de Osmanlı İstanbul çeşmeleri

8

‘Su medeniyettir’ ilkesi ile başta başkent İstanbul olmak üzere Osmanlı’nın her köşesine hamamlar ve çeşmelerden en meşhurları da İstanbul çeşmeleri olmuştur.

Osmanlılar hem Türk hem de İslam geleneği gereği temizliğe önem verdiği için dünyada ilk tuvaletleri yapan bir medeniyet olduğu kadar hem insanların hem de hayvanların yararlanması için bir çok çeşme yapmıştır.

‘Su medeniyettir’ diyen Osmanlıların yaptığı çeşmelerden en meşhurları ise 460 yıl başkent olan İstanbul çeşmeleridir.

Fransızların İstanbul’da çektiği ve Cumhuriyetin 4. yılı 1927’de yayınlanan İstanbul Çeşmeleri belgeseli günümüze ışık tutuyor.

OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE İSTANBUL ÇEŞMELERİ

İstanbul’un en görkemli hazineleri arasında yer alan 100 çeşme ve sebilin birbirinden ilginç hikayeleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., 2014 yılında “İstanbul’un 100 Çeşme ve Sebili” isimli kitapta okuyucuyla buluşturuldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., İstanbul’un sokak aralarında, köşe başlarında ve meydanlarında yer alan ve gündelik hayatın bir parçası haline gelen 100 çeşme ve sebilin birbirinden ilginç hikayelerini tek kitapta topladı.

İstanbul’un 100 Çeşme ve Sebili isimli kitapta, şehrin toplumsal yaşamı ve su mimarisi içinde özel bir yeri olan sebil ve çeşmelerin konumları, eşsiz mimari ve dekoratif özellikleri, ilginç hikayeleri ve zaman içerisinde geçirdikleri değişim anlatılıyor.

Kitapta yer alan yüz çeşme ve sebil, İstanbul’un su medeniyetini oluşturan binden fazla çeşme ve sebil arasından seçilmiş. Bu seçim yapılırken çeşme ve sebillerin tarihi ve mimari açıdan döneminin tipik özelliklerini yansıtıp yansıtmadığı dikkate alınıyor.

İstanbul’un 100 Çeşme ve Sebili isimli kitapta, 20’inci yüzyıl başlarında tüm evlere şehir şebeke suyu ulaştırılmaya başlanmasıyla, çeşme ve sebillerin önemlerini yitirmeye başladığı belirtiliyor.Sokak köşelerini, yapıların cephelerini, meydanları süsleyen sebillerden hayır amacıyla taslarla susamış insanlara soğuk sular, buz gibi bal şerbetleri sunulduğunun anlatıldığı kitapta harap ve bakımsız kalan sebillerin günümüzde büfeden ofise, matbaadan lokantaya amacının dışında kullanıldığına vurgu yapılıyor.

“HAYVANLAR SUSUZ KALMAZDI”

Son yıllarda yaz aylarında hayvanların yüzde 70’inin susuz kaldığı ve buna bağlı olarak böbrek yetmezliğinden öldüğü çeşitli kampanyalarla anlatılmaya çalışılıyor. İstanbul’un 100 Çeşme ve Sebili’nde çeşmeler yapılırken sadece insanların değil diğer canlıların da gözetildiği, bazı çeşmelere “yalak” eklenerek hayvanların su içebilmesinin sağlandığına yer veriliyor.

“KONUŞMALAR DUYULMASIN DİYE ODALARA ÇEŞMELER KONULDU”

Kitapta çeşmelerin yapılış amaçlarına ve üslup özelliklerine menzil, meydan, duvar, cephe, çatal, çukur, oda, sütun, şadırvan ve Namazgahlı çeşmeler olarak ayrıldığı anlatılmış. Bunlar arasında oda çeşmeleri sadece su ihtiyacı görmemesi sebebiyle diğerleri arasında dikkat çekiyor.

Çünkü saraylarda, köşklerde, konut gibi gibi iç mekanlarda yer alan bu küçük çeşmelerin aynı zamanda içerideki konuşmaların dışarıdan duyulmasını engellemek gibi ayrı bir işlev daha bulunuyordu.

Özellikle 1950’li yıllarda hızlanan kentleşme sürecinde sayısız çeşme ve sebilin zarar gördüğünün hatta yok olduğunun belirtildiği kitapta, çeşme ve sebillerin onarımlarının son yıllarda yeniden önem kazandığı anlatılıyor. Başta İSKİ olmak üzere birçok kuruluşun katkılarıyla kültür mirası olan bu eserlerin onarım ve korumalarına yönelik çalışmalar umut verecek yönde ilerlediği not düşülmüş.

SULTAN III. AHMED MEYDAN ÇEŞMESİ VE SEBİLİ

Lale Devri’nin ve İstanbul’daki çeşme sebil mimarisinin en güzel örneği olan yapı, ünlü batılı ve Türk sanatçılar tarafından resmedilmiştir. Yapı, Lale Devri’nin tüm özelliklerini taşımakla birlikte, barok üsluba geçişin de habercisi niteliğindedir. Cephelerde, panolar halinde yan yana sıralanan yoğun bir süsleme görülüyor.

Bab-ı Hümayun önündeki kare planlı meydan çeşmesinin dört cephesinde birer çeşme ve dört köşesinde yarım yuvarlak olarak dışa taşan birer köşe sebili bulunuyor. Yapıdaki kitabeler, Şair Vehbi’nindir. Ayasofya’ya bakan cephedeki tek satırlık kitabe, Sultan III. Ahmed’in kendisi tarafından söylenmiş, celi sülüs hatla yazılan tarih kasidesidir.

BEREKETZADE ÇEŞMESİ

İstanbul çeşmelerinin görkemli taş işçiliğini gösteren güzel örneklerinden biri olan Bereketzade Çeşmesi, Lale Devri ve sonrasında görülen sehpa üzerinde vazolarda çiçekler, saksıda çiçekler, kaseler içinde meyveler, laleler, güller, rozetler, lotus, palmet motifli silmeler, mukarnaslı bordürler, istiridye kabuğu nişler, dalgalı kemerler, kaş kemerlerle oldukça dekoratif bezenmiştir.

Galata Meydanı’nda yer alan mermer çeşme, İstanbul çeşmelerinin görkemli taş işçiliğini gösteren güzel örneklerinden biridir. Bereketzade Mescidi’nin yanında olmasından dolayı bu isimle anılmıştır. 1957-1958’de mescidin yanından Galata Kulesi’nin olduğu meydana taşınmıştır. Fatih Sultan Mehmed’in müezzinbaşısı tarafından yaptırılmıştır.

ABDÜLLAZİZ HAN ÇEŞMESİ

Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan çeşmenin mermer dikdörtgen cephesinde, oymalı kornişin üst kısmında iki yandan helezonik S kıvrımlar arasında, “Bir Türk Bin Hasma Bedeldir/ Ne Mutlu Türküm Diyene” yazılı kitabe vardır. Edirnekapı Şehitliği’ndedir. Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. İlk olarak Taksim-Dolmabahçe arasında Gümüşsuyu Asker Hastanesi’nin duvarına bitişik olarak yaptırılmış, sonrasında yol düzenleme çalışmaları sırasında sökülerek Edirnekapı Şehitliği’nde yeniden kurulmuştur.

MURADİYE SEBİLİ VE ÇEŞMELERİ

Günümüzde büfe olarak kullanılan sebil, planı ve mukarnas başlıklı sütunları ile klasik üslup özelliklerini yansıtırken, aynı zamanda neogotik üsluptaki yüksek sivri kemerleriyle eklektik bir görünüm sergiler. Köşe sebilleri grubuna girer. Sirkeci Hocapaşa’dadır. Önünde dekoratif kurna ve iki yanda ise mukarnaslı sarkıt süslemeler vardır.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD HAN MEYDAN ÇEŞMESİ

İtalyan mimar Raimondo d’Aronco tarafından yapılan Sultan II. Abdülhamid Han Çeşmesi, Osmanlı çeşme mimarisinde eklektik üslupta özgün bir yapıt örneğidir. Beşiktaş Maçka Parkı’nda, İTÜ Maden Fakültesi karşısında yer alır. Sultan II. Abdülhamid tarafından h.1319/ m.1901’de yaptırılmıştır. İlk yapıldığında Tophane’de Nusretiye Camii önünde yer alıyordu. İtalyan mimar Raimondo d’Aronco’ya (Batur 1994: II. 550) yaptırılmıştır. 1957’deki yol genişletme çalışmaları sırasında sökülmüş ve sonrasında Maçka Parkı’ndaki yerine monte edilmiştir.

AHMED AĞA (AYRILIK ÇEŞMESİ)

Bizans ve Osmanlı dönemlerinde, Anadolu’ya gidecek bütün orduların, kervanların, yolcuların törenlerle yolcu edildiği, Surre Alayı’nın uğurlandığı yerde bulunan çeşme, Kadıköy Haydarpaşa’da, Ayrılık Çeşmesi Sokağı başında yer alır. Ayrılık Çeşmesi olarak bilinen yapı, tek yüzlü meydan çeşmesidir. Bizans döneminde, “Hermagoras Menbaı” adıyla anılırdı.

İSHAK AĞA ÇEŞMESİ (ONÇEŞMELER)

Beykoz Çarşı Meydanı’nda, on lülesinden dolayı Onçeşmeler adıyla günümüze kadar gelen abidevi İshak Ağa Çeşmesi, Beykoz’un önemli simgelerinden biridir. Sultan I. Mahmud Tokat Kasrı’nı yenilettiği sırada, Beykoz halkının susuzluk şikayetleri üzerine, Behruz Ağa tarafından yaptırılan ancak zamanla harap olan çeşmenin tamiri için Sadrazam Seyyid Hasan Paşa’ya emir vermiştir. Sadrazam da bu iş için İstanbul Gümrük Emini İshak Ağa’yı görevlendirmiştir. İshak Ağa, 1746’da çeşmeyi yaptırmış ve kendi adını taşıyan kitabeyi koydurtmuştur. İSKİ tarafından 2005-2006’da kapsamlı bir onarımı yapılan yapı günümüzde çeşme olarak kullanımını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız