Türkiye’de başörtüsü yasağı ne zaman kalktı?

16

Türkiye’de Cumhuriyetin kurulmasından 2020 yıllarına kadar başörtüsü yasağı gündemden hiç düşmedi. Peki Türkiye’de başörtüsü yasağı ne zaman kalktı? İşte başörtüsü yasakları, yaşanan baskılar ve yasağın kaldırılması.

Türkiye’de başörtüsü yasağının en fazla mağduriyet ve tartışma yarattığı yer üniversiteler oldu. Bir dönem başları örtülü olduğu için birçok öğrenci yüksek öğrenim hakkını kullanamadı. Yasaklarla ilgili uygulamalar, 1990’ların ikinci yarısındaki 28 Şubat süreciyle zirveye çıktı.

AK Parti hükümetinin iktidara gelmesi de, yasağın hemen kalkması sonucunu getiremedi. Adalet ve Kalkınma Partisi, başörtüsü yasağını kaldıran genelgeyi iktidarlarının 11. yılında yayınladı.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ BAŞLANGICI

Osmanlı Devleti’nin resmen son bulması sonrası 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla hazırlanan ilk anayasada resmi olarak bir başörtüsü yasağı getirmiyordu, ancak resmi kurumlarda başörtüsü ile çalışan da yoktu. Başörtüsünün tartışılmaya başlanması, 1960’lı yılların ilk yarısında başörtülü üniversite öğrencilerinin sayısının artmasıyla oldu.

12 EYLÜL DARBESİ İLE YASAKLAR SERTLEŞTİ

Kemalizmlin devrimlerini koruma adı altında yapılan 12 Eylül 1980 darbe sonrasında çıkarılan ve yaklaşık 31 yıldır yürürlükte kalan ‘kamuda kılık kıyafet yönetmeliği’ nedeniyle kadınlar kamu kurumlarında başörtüleriyle çalışamadı. Milli Güvenlik
Konseyi’nin oluşturduğu Bakanlar Kurulu tarafından ‘Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmelik’in 5. maddesine göre, kamuda kadınların başlarının daima açık olması gerekiyordu. Aynı yıl, hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurulu da benzer bir genelge yayımladı.

28 ŞUBAT DARBE SÜRECİ

Yine Atatürkçülük adına askerin dolaylı yoldan siyasete müdahale ettiği ’28 Şubat süreci’, kamuda başörtüsü yasağının zirveye çıktığı dönem oldu. 1997 yılında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında “irtica” öncelikli tehdit olarak kabul edildi. İrticayla mücadelede yapılması gerekenler, 18 maddede toplandı ve aslında tavsiye niteliğinde olması gereken kararlar, hayata geçirildi. Listenin en etkin bir şekilde uygulanan maddesi başörtülülere karşı kamu kurumlarında yaptırımlar içeren madde oldu.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINI YÖK VE REKTÖRLER DESTEKLEDİ

O dönemde, başörtüsü yasağı, zamanın İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün başörtüsünü yasaklayan 23 Şubat 1998 tarihli genelgesiyle başladı. Bu tarihte üniversitelerde eğitim gören başörtülü öğrenci sayısı binlerle ifade edilmekteydi. Bu öğrenciler okula geldiklerinde güvenlik ekipleriyle karşı karşıya kaldılar ve “ikna odalarında” başlarını açmaya zorlandılar. Açmayanlar hakkında davalar açıldı. Öğrencilerin kimi evlerine döndü, kimi istemeyerek de olsa başlarını açarak ya da peruk, bere vs. yöntemlere başvurarak okullarına devam ettiler. Kimi de dönemin İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızları gibi maddi imkanlar bulup yurtdışında okudular.

TBMM İLK BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINI KALDIRMA GİRİŞİMİ

28 Şubat döneminde ‘laiklik’ gerekçesiyle askerin müdahalesiyle iktidardan uzaklaştırılan Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından “irticai faaliyetlerin odağı olmak” suçlamasıyla kapatılınca, yola Fazilet Partisi olarak devam etti. 1999’daki Seçimde ilk başörtülü milletvekili Fazilet Partisi’nden çıktı. Ancak Merve Kavakçı’nın TBMM’ye girişinde dönemin başbakanı DSP’li Bülent Ecevit, Kavakçı’nın Meclis’e başörtülü gelerek devlete meydan okuduğunu iddia etti ve engel olunmasını istedi. Kavakçı TBMM milletvekilliği için yemin edemedi. DSP hükümeti ABD vatandaşlığını Türk makamlarına bildirmediği gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarıldı.

BAŞÖRTÜLÜ MİLLETVEKİLİ MERVE KAVAKÇI TBMM YEMİN EDEMEDİ

Fazilet Partisi’nden İstanbul Milletvekili seçilen Merve Kavakçı yemin etmek için geldiği TBMM genel kurulunda DSP’li Milletvekillerinin protestosu sonrası yemin edemeyerek meclisten ayrılmıştı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ise meclis kürsüsünden Merve Kavakçı’yı hedef alarak, “Bu hanıma haddini bildiriniz” dedi.

ECEVİT: LÜTFEN BU HANIMA HADDİNİ BİLDİRİNİZ

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 2 Mayıs 1999’da TBMM kürsüsünden Fazilet Partisi başörtülü Milletvekili Merve Kavakçı için, “Türkiye’de hanımların giyim kuşamına başörtüsüne özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor.

Ancak burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına geleneklerine uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz.”

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ KALDIRILIŞI

2002 yılındaki seçimlerde AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, başörtüsü yasağında ani bir değişim olmadı. Yüksek mahkemelerin verdiği kararlar da, yasağın kaldırılmasına engel oldu. 2007’de YÖK başkanlığındaki değişimle, üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önü açıldı. YÖK başkanının rektörlüklere gönderdiği talimatla yasak uygulamada kalktı. Ancak hükümetin bu kararına rağmen birçok üniversite rektörü başörtüsü düşmanlığı tutumunu sürdürerek öğrencileri okula almadı.

411 EL KAOSA KALKTI

AK Parti üniversitelerde YÖK veya rektör kararı gerekmeyen tamamen başörtüsü yasağının kaldırılması için TBMM önerge verdi. Önergeye 411 AK Partili milletvekilinin oy vermesi üzerine Doğan Medya’nın önde gelen Hürriyet Gazetesi “411 el kaosa kalktı” başlıklı manşetle çıktı.

Hürriyet’ten kovulduktan sonra bu manşeti attığı için pişman olmadığını söyleyen dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök bir gün sonra 27 Şubat 2008’de konuyu “411 el neye kalkmış” başlıklı köşesine taşıdı. Özkök başörtüsü yasağını savunduğu yazısında, “Üniversite kapısında tam bir kaos. Bazı üniversiteler türbanlı öğrencileri içeri alıyor. Çoğu almıyor.” İfadelerini kullandı.

411 EL NE İÇİN KALKMIŞ: GERÇEKTEN BİR SORUNU ÇÖZMEK İÇİN Mİ?

Özkök yağsın devam etmesini istediği yazısında şunları kaydetti:

“Kimi “17’nci madde çıkmadan olmaz” diyor. Kimi Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekleme yanlısı. Kimi “Bu iş bitti” havasında. Kimi ise, “Daha yeni başlıyor” diyor. MHP AKP’ye yükleniyor: “Söz verdiniz, hadi 17’nci maddeyi değiştirelim.”

AKP’nin bir bölümünde ise “Nasılsa Anayasa’yı değiştirdik, gerisine lüzum yok” görüşü hákim. Şimdi bu tabloya bakıp soralım: “411 el ne için kalkmış?” Gerçekten bir sorunu çözmek için mi? Yoksa önünüzde apaçık duran bu “kaos”a yol açmak için mi?

ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARIYLA BU SORUN ÇÖZÜLMÜŞ OLMAYACAK

Bu kaos nasıl çözülecek? Herkesin gözü, Anayasa Mahkemesi’nde. Oysa bizler bu sorunu, Anayasa Mahkemesi’ne yüklemeden çözme yolunu bulmalıydık. Şuna kesinlikle inanıyorum. Anayasa Mahkemesi ne karar verirse versin, bu sorun çözülmüş olmayacak.

Keşke Rifat Hisarcıklıoğlu’nun girişimi başarılı olsa ve türban sorunu, iki partinin “hasat” zihniyetinden kurtulup, toplumun tamamının çözümü olarak önümüze konsa. Böyle bir çözüm mümkündü.

DEVLET DAİRELERİNDE TÜRBANI KESİNLİKLE YASAKLAYACAK BİR UZLAŞMA OLABİLİRDİ

Üniversitede türbana izin verirken, ilköğretim ve lisede, TBMM çatısı altında ve devlet dairelerinde türbanı kesinlikle yasaklayacak bir uzlaşmaya imza atılabilirdi. AKP imam hatip okullarını kaşımaktan vazgeçeceğini açıklayabilirdi. Ne yazık ki insanların ciddi bir “güven sorunu” var.

Bu uzlaşma, öyle Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın şifahi sözleri ile sağlanacak bir şey değil. Kurumsal güvenceler, yazılı teminatlar gerekir. Bugüne kadar hükümet kanadından ikna edici samimi güvenceler gelmedi. Tam aksine AKP saflarından her gün akordu bozuk sesler geliyor. Önümüzdeki hedefin devlet daireleri olduğu hepimize güçlü biçimde hissettiriliyor.”

2013’TE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KALDIRILDI

Kamu personeli için başörtüsü yasağının kalkması ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim 2013’te açıkladığı demokratikleşme paketi ile oldu. Kılık kıyafet yönetmeliğinin 5. maddesinde yapılan değişiklikle kısıtlayıcı hükümler kaldırıldı.

İlk etapta askerler, emniyet mensupları, hakimler ve savcılar bu düzenlemenin dışında tutuldu. Avukatların, barolar tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde başörtüsü takamayacaklarına ilişkin uygulamalar ise, mahkeme kararları ile aşıldı. Ancak ilk etapta düzenleme dışında kalan kişiler içinde başörtüsü yasağı 2020 tarihi ile tamamen kaldırıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan grup konuşmasında yasağın ayrımcılık içerdiğini belirterek şöyle konuştu:

“Devlet vatandaşına bakarken muteber ve muteber olmayan, öz-üvey evlat muamelesi yapıyordu. Devlet vatandaşına yaşam tarzı, kılık kıyafet, resmi ideoloji dayatıyordu. Biz buna son veriyor, 76 milyonun devlet nazarında bir ve beraber olması için tarihi bir adım atıyoruz. Elbette gurbette geçen yılların, vatan, sıla, aile hasretinin telafisi mümkün olmayacak. İkna odalarında onurlarına dokunulan kızlarımızın yaraları elbette kapanmayacak.

Mahkemelerde, hapishanelerde tüketilen hayatlar elbette geri verilemeyecek, gözlerindeki damlalarla başlarındaki örtüyü çıkartmak zorunda kalan kız çocuklarının eğitim şevkleri elbette tamir edilemeyecek. Ancak inanıyorum ki bugün başlayan normalleşme, bugün başlayan yeni özgür süreç hepimiz için milletimiz için bir teselli, bir güvence olacak. Bizlere 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının her birine bugünleri gösteren Rabbime hamdolsun.”

DÖRT AK PARTİLİ KADIN MİLLETVEKİLİ BAŞÖRTÜSÜ İLE TBMM’YE GELDİ

Kamudaki başörtüsü yasağının kaldırılmasından kısa bir süre sonra, sorun Meclis’te de çözüldü. Hac dönüşü, başörtülerini çıkarmayacaklarını açıklayan 4 AK Partili kadın milletvekili, 31 Ekim 2013’teki TBMM Genel Kurulu çalışmalarına başörtülü olarak katıldı. AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı, Denizli Milletvekili Nurcan Dalbudak, Kahramanmaraş Milletvekili Sevde Bayazıt Kaçar ve Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey’in katıldığı oturum herhangi bir gerginlik yaşanmadan tamamlandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı yazınız